Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/18159 E. 2013/18985 K. 03.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18159
KARAR NO : 2013/18985
KARAR TARİHİ : 03.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, arkadaşları aracılığıyla tanıştığı İşviçre vatandaşı olan katılan … ile arkadaşlık kurduğu, katılana kendisine önemli bir miras kaldığını belirtip, miras işlemlerin devam ettiğini ve maddi sıkıntı içinde olduğunu söyleyerek katılandan 10.000 euro aldığı, bilahare katılan ile samimiyetini ilerleterek O’nu Türkiye’ye davet edip, başkalarına ait işyerlerini katılana göstererek kendisini zengin ve itibarlı bir kişi olarak tanıttığı, bu yöntemlerle ikna ettiği katılandan, değişik tarihlerde ve farklı miktarlarda para almak suretiyle haksız menfaat temin ettiği iddia ve kabul edilen olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak,
1-Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda katılana karşı aynı suçu birden fazla işlediğinin anlaşılması karşısında, hükmedilen cezanın TCK’nın 43/1. maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın kısmi ödemede bulunduğu anlaşılmasına göre, katılandan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorulup neticesine göre sanık hakkında TCK 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3-Sanık hakkında verilen gün para cezası adli para cezasına çevrilirken kanun maddesinin gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.