Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66093 E. 2013/10113 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66093
KARAR NO : 2013/10113
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık … ..’in, oğlu olan …….’in 10 Eylül 2007 tarihinde dükkanda silahlı saldırıya uğradığı, olayın bir gün sonrası sanık … ….’in, oğluna saldırdıkları inancıyla kavga ettiği şahıslardan biri tarafından silahla yaralandığı, sanığın içine düştüğü bu tehlikeli durumlar karşısında Rize ilini terkederek başka bir ile yerleşmeyi tasarladığı, suç tarihinde oğlunun saldırıya uğradığı gün iş yerine bir çok kişinin geldiğini, bu kişilerin iş yeri içerisinde bulunan toplam değeri 125.000,00 TL olan 100-250-500-1000’lik …, …. ve … kontör kartlarını hırsızladıklarını öne sürerek sigorta şirketinden tazminat talep ettiği, bu tazminat talebini destekleyebilmek ve dükkanın içerisindeki kontörleri fazla gösterebilmek amacıyla bir kısım faturalar temin etme arayışına girdiği, temin ettiği faturaların gerçek durumu yansıtmadığı, böylelikle sanığın dükkanından herhangi bir hırsızlık yapılmadığını bildiği halde, silahlı saldırıyı bahane ederek sigorta şirketini dolandırmaya teşebbüs ettiğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği, sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu, bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen adli para cezası ile doğrudan hükmedilen adli para cezalarının içtima edilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki cezaların içtimasına ilişkin kısmın çıkartılarak, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.