Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/943 E. 2013/15406 K. 10.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/943
KARAR NO : 2013/15406
KARAR TARİHİ : 10.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, bir iş için … Kaymakamlığı’na gelen müşteki … ile tanıştıktan sonra Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfında çalıştığını, yetkili kişileri tanıdığını, burs ayarlayabileceğini söyleyip müştekiden 100 TL para aldığı, ancak müşteki adına söz konusu bursun çıkmadığı, sanığın müşteki … vasıtasıyla tanıştığı katılan …’ın işsiz olduğunu söylemesi üzerine kendisini … Organize Sanayi Sitesinde bulunan bir cips fabrikasında işe yerleştirebileceğini belirtip sağlık raporu alınması gerektiğini söyleyerek 210 TL para istediği, katılan …’nin de bu parayı sanığa verdiği, akabinde yine bu kapsamda değişik tarihlerde çeşitli
bahaneler ile sanığın katılandan 250 adet telefon kontörü ve 500 TL para daha aldığı, ancak katılanın herhangi bir işe giremediği, yine müşteki … vasıtasıyla sanık ile tanışan müşteki …’ın babası olan …’ın Köy-tür isimli şirkette çalışırken işten çıkartıldığını, hiç tazminat alamadığını, 12000 TL tazminat alması gerektiğini beyan etmesi üzerine sanığın müşteki …’e milletvekili …’ı tanıdığını, akrabası olduğunu, bu işi halledebileceğini, bunun için …’ya gitmeleri gerektiğini belirttiği, akabinde müştekinin bu teklifi kabul etmesi üzerine sanıkla birlikte …’ya gittikleri, burada sanığın masraf adı altında 300 TL parayı müştekiden aldığı, yine yapılan diğer masrafları da müştekinin karşıladığı, sanığın …’da bulunan Sosyal ve Çalışma Bakanlığı binasının önüne gelerek içeri girdiği müştekinin ise dışarıda beklediği, bir müddet sonra sanığın dışarı çıkarak tazminat işini hallettiğini, 22.400 TL paranın banka hesabına yatacağını söylediği, ancak söz konusu paranın belirtilen tarihte müştekinin babasının hesabına yatmadığı, bu şekilde sanığın çeşitli hile ve desiseler yaratarak katılan ve müştekilerden haksız menfaat elde etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçlarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
a-)Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
b-)Sanık hakkında mağdure …’a yönelik dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi uyarınca sonuç olarak tayin edilen 5 gün adli para cezasının aynı yasanın 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20.00 TL’den para cezasına çevrilirken hesap hatası sonucu 100.00 TL yerine 200.00 TL olarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi
uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; mağdure …’a yönelik dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak hüküm fıkrasında bulunan adli para cezasına ilişkin sırasıyla “15 gün”, ”5 gün” ve “200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “1 gün” ve “20 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, katılan …’a yönelik dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak hüküm fıkrasında bulunan adli para cezasına ilişkin sırasıyla “20 gün”, ”25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“, “6 gün” ve “120 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi ve yine müşteki …’a yönelik dolandırıcılık suçu ile ilgili olarak hüküm fıkrasında bulunan adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün” ve “600 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine, sırasıyla “5 gün“ ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 10.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.