Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/12561 E. 2013/16790 K. 05.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12561
KARAR NO : 2013/16790
KARAR TARİHİ : 05.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret, kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanık …’ın sanık …’ın eşi sanık …’ın ise sanık …’ın eşi olduğu, sanıklar Yakup ve …’nin müşterek çocuklarının bahçede oynadıklarını gören sanık …’ın çocuklara kızınca sanık … ile aralarında tartışma geçtiği, birbirlerine hakaret ettikleri, olaya sanık …’inde katılarak …’ye şerefsiz kadın diye hakaret ettiği, o sıra olay yerine gelen sanık …’un sanık … ile tartıştıkları, birbirlerine karşı sinkaflı küfürlerle hakaret ettikleri, sanık …’un ayrıca …’a ait bahçede bulunan su motoruna vurarak zarar verdiği ve bahçenin çitlerini bozduğu, sanık …’ın kanepe kolunu sanık …’a fırlatarak ve yumruk atarak basit tıbbi müdahele ile giderilebilir nitelekte yaraladığı idda olunan olayda;
1- Sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında hakaret ve mala zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Sanık …’ın yüzüne karşı verilen kararda tefhim ve tebliğden itibaren 7 gün içerisinde Yargıtay’a başvuracağı belirtilmiş olup, sanığın temyiz süresinin başlama tarihi hususunda yanıltıldığı anlaşılmakla, temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip yapılan temyiz incelemesinde;
Adlî para cezası belirlenirken 5237 sayılı TCK’nın 52. maddesi kapsamında, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere gün para cezasının belirlenmesi gerektiği, ayrıca hapis cezasıyla birlikte adli para cezasının öngörüldüğü ve bu cezanın ne kadar olduğunun da yasada belirtilmediği hallerde, para cezasının alt sınırının, hapis cezasının alt sınırından az olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden sanık … hakkında mala zarar verme suçundan TCK’nın 151/1. maddesi uyarınca hüküm kurulurken adli para cezasının alt sınırının 120 gün olarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayin edilmiş ise de aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar … ve … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının temyiz incelemesinde;
Sanık …’ın … ile aralarında ki tartışma sırasında …ye hakaret ettiği, sanık …’inde tartışmaya katılarak …’ye ”şerefsiz kadın” diye hakaret ettiği, olay yerine gelen sanık …’a sanık …’ın sinkaflı küfürler ederek hakaret ettiği, yumruk atarak basit tıbbi müdahele ile giderilebilir nitelekte yaraladığı olayda mahkemenin hakaret ve kasten yaralama suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 125/1. maddesinde yazılı hakaret ve TCK’nın 86/2. maddesinde yazılı kasten yaralama suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu, şikayetçiler … ve …’ın kovuşturma sırasında sanıklar hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan etmeleri, sanıkların ise 15.02.2011 ve 22.02.2011 tarihli celselerde şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediklerini açıkça ifade etmeleri karşısında, şikayetten vazgeçmenin hüküm doğurabilmesi için kanunda aksi yazılı olmadıkça sanığın vazgeçmeyi kabul etmesi gerekmekte olup, sanığın vazgeçmeyi kabul etmemesi halinde yargılamaya devam olunarak, suçun sübut bulmaması halinde beraat kararı verilmesi, sübut bulması halinde ise yargılama şartı olan şikayetin yokluğundan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek, sanık … hakkında hakaret, sanık … hakkında hakaret ve kasten yaralama suçlarından sübut bulan suçlardan mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 73. ve CMK’nın 223/8 maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 05.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.