YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25525
KARAR NO : 2013/8997
KARAR TARİHİ : 15.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
A-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
B-Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 Sayılı Kanunun 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi, hali nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edilmiş, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65/2.maddesinde serbest meslek faaliyeti “sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış aynı kanunun 66.maddesi ise “serbest meslek faaliyetini “mutat” meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi İçin failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Nizam Sigorta ünvanı altında sigorta acenteliği yapan sanığın,…Sigorta A.Ş’nin acentesi olmadığı ya da bu şirket adına sigorta işlemleri yapması için verilmiş bir vekalet bulunmadığı halde, mağdur …’nin sahibi olduğu … Elektronik Limited Şirketine ait beş adet araca …poliçe numaralı zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçelerini ve mağdur …’e ai…plakalı araca 75 K …poliçe numaralı Kasko sigortası poliçesini tamamen gerçeğe aykırı olarak düzenleyip verdiği ve …’den 200 TL peşin alıp kalan 2.050 TL için daha sonra çek almak üzere anlaştığı, mağdur …’den ise 847.75 TL aldığı iddia olunan somut olayda; sigorta acentesi olan sanığın, işi karşılığında aldığı belgeler için Vergi usul Kanunu gereğince serbest meslek makbuzu düzenlemeyip fatura düzenlemek zorunda bulunduğundan, sigorta acenteliği sıfatının yukarıdaki açıklamalar ışığı altında serbest meslek kavramı içinde değerlendirilmesinin mümkün bulunmaması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157.maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
3-Mağdur …’nin, Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 24.12.2007 tarihinde alınan ifadesinde, sanıktan şikayetçi olmadığını, mağduriyetini sanığın kardeşinin giderdiğini beyan etmesi karşısında, mağdur …’ye yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesi gereğince etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Mağdur …’in 18.06.2008 tarihinde mahkemede alınan ifadesinde, sanığın kendisinden aldığı sigorta bedelini iade etmemesi nedeniyle şikayetçi olduğunu belirttikten sonra, mahkeme dosyasına ibraz ettiği 06.11.2008 havale tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi bakımından, mağdur …’in tekrar duruşmaya çağrılarak, zararının giderilip giderilmediği sorulduktan sonra, sonucuna göre bu mağdura yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümde 5237 Sayılı TCK’nın 168/2 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.