Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25498 E. 2013/9094 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25498
KARAR NO : 2013/9094
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Muhasebeci olan sanığın, ayrıca Belediye Encümen azası olduğunu söyleyerek kendilerini belediyede işe yerleştireceği vaadi ile bir takım belgeler ile birlikte yanında sekreter olarak çalışan katılan …’den 410 TL, katılan …’den 630 TL, katılan …’den 410 TL almaktan ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizik görülmemiş, sanığın katılan …’den değişik zamanlarda 410 ve 220 TL almak suretiyle aynı mağdura karşı birden fazla kez eylemini gerçekleştirdiğinden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 5237 saylı TCK’nın 43/1 maddesi uyarınca cezasında artırım yapılması gerektiği gözetilmeyerek sanığa eksik ceza tayini ile dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
5237 sayılı yasanın 53/1-a, b, c, d, e bentlerinde yazılı hakları kullanmaktan mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, ancak 53/1-c maddesinde yazılı kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait yetkileri kullanmaktan 53/3. maddesi gereğince şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK’un 322. maddesi uyarınca hükümde TCK’nin 53. madde ile ilgili paragrafın hükümden çıkartılarak yerine “5237 sayılı yasanın 53/1-a, b, c, d, e bentlerinde yazılı hakları kullanmaktan mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, ancak 53/1-c maddesinde yazılı kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait yetkileri kullanmaktan 53/3. maddesi gereğince şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmasına” yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.