Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/14206 E. 2013/10103 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14206
KARAR NO : 2013/10103
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

Nitelikli Dolandırıcılık suçundan sanık …’un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-e, 43/1, 62/1, 52/2, 51 maddeleri gereğince erteli 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 17.700 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.06.2008 arihli ve 2007/44 esas, 2008/160 sayılı kararına yönelik katılan vekili ile sanık müdafinin temyiz istemi üzerine temyiz red-onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.03.2011 gün ve 2009/85786 karar sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş, dairemizin 18.04.2013 gün ve 2011/23934 Esas 2013/7221 sayılı kararıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.
6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE,
Dairemizin 18.04.2013 gün ve 2011/23934 Esas 2013/7221 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sosyal Sigortalar Kurumundan 29.712.025.1 sicil numarasıyla hak sahibi olarak maaş alan….ün 04.08.2003 tarihinde öldüğü halde sanığın, ölen hak sahibinin sağlığında düzenlettiği Marmaris 2. Noterliğinin 19.11.1996 tarih ve 1996/18173 yevmiye sayılı vekaletname ile Ziraat Bankası …. şubesinden ölenin maaşını çekmeye devam ederek 04.08.2003-28.2.2006 tarihleri arasında 16.758,50 TL haksız menfaat elde etmekten ibaret eyleminin zincirleme şekilde kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçun oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından, 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış, yine kovuşturma başladıktan sonra hükümden önce gerçekleşmiş olan etkin pişmanlık nedeniyle yapılan indirime ilişkin gösterilmeyen uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesi olarak mahallinde karara eklenmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanık hakkında belirlenen denetim süresinin alt sınırının mahkum olunan ceza süresinden az olamayacağının gözetilmemesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nın 51/3 maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 7. fıkrasındaki “1 yıl” ibaresinin hükümden çıkartılıp yerine “1 yıl 6 ay 22 gün” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.