YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/6699
KARAR NO : 2013/16609
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir. Suçun maddî unsuru, kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek,yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere, para veya başkaca menfaat almak,kabul etmektir. Kamu görevlisi, TCK madde 6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için,suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir. Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp, aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti, suçu nitelikli hâle getirmiştir. Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı,yada o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir. Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır. Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı ….Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin,belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2. maddesi uygulanamayacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi, basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır. Kamu görevlisine gerçekten ve onun bilgisi içinde çıkar sağlanmış ise eylem rüşvet suçunu oluşturacaktır.
Dereçaylı köyünde muhtar olarak görev yapan sanık …’ın, aynı köyde ikamet eden katılanlara, Ankara Sosyal Sigortalar Genel Müdürlüğünden muhtarlığa hitaben resmi bir yazının geldiğini ve bu yazıya göre; askerlikten sakat raporu olan iki kişinin işe yerleştirileceğini, bazı kişilerin de emekli edileceğinin belirtildiğini, yazının altında belirtilen telefon numarasını aradığını kendisini müdür olarak tanıtan bir kişi ile görüştüğünü, bu işlemlerin gerçekleşmesi için bir takım masrafların bulunduğunu belirtip bu nedenle katılanlardan aldığı paraları sanık …’in Ziraat Bankasında bulunan hesabına havale yoluyla gönderdiği, katılanların ayrıca …’in söz konusu hesabına muhtelif tarihlerde toplam 12.272 TL para havalesi yaptıkları, havale yapılarak bu şekilde gönderilen paraların sanık … tarafından farkı şubelerden çekildiği ve bu şekilde sanıkların iştirak halinde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Katılan … vekilinin sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik yaptığı temyiz itirazının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından alınan görüşme içeriklerine ilişkin HTS raporunda da tespit edildiği gibi; Ankara SSK Genel Müdürlüğünde müdür olarak kendini tanıtan sanık …’in, … ile müteaddit defalar telefon görüşmeleri yaptığının tespit edildiği, sanık …’ın savunmalarında; SSK Genel Müdürlüğünden geldiğini söylediği; ancak dosyaya ibraz edemediği yazının içeriğinde belirtilmiş olan … numaralı hattı arayarak sanık … ile görüştüğünü beyan ettiği, telefon görüşmesinde sanık …’ın köyde bulunan kişilerin işe yerleşebileceğini bunun için masrafların yatırılmasının gerekeceğini söylediğini beyan ettiği, telefon numarasının kime ait olduğunun ilgili GSM operatöründen istendiği, gelen cevabi yazıda; söz konusu hattın … adına kayıtlı olduğunun bildirilmesi üzerine, …’in alınan ifadesinde; sanık …’i tanıdığını, bu hattı kullanmak üzere sanık …’e verdiğini, hattın sanık … tarafından kullanıldığını beyan ettiği, katılanlar tarafından alınan ve sanık … ait olduğu belirlenen Ziraat bankası hesabına gönderilen banka havalelerinin sanık … tarafından çekildiğinin banka dekontları ile sabit olması ve sanık …’in yargılama aşamasında vermiş olduğu ifadesinde; kendisi hesabına havale edilen paraları bankadan çektiğini ancak bu paraların ticari alışverişe istinaden kendisine gönderilen paralar olduğuna dair suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik ifadelerde bulunması karşısında; sanık …’ın dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerin tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği somut olayda, sanığın isim belirtmeksizin, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini Sosyal Güvenlik Kurumunda müdür olarak tanıtıp ismini de … olarak beyan edip katılanları işe yerleştireceğinden ve emekli edeceğinden bahisle haksız çıkar sağladığının iddia ve kabul olunması karşısında, fiilin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.