YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22099
KARAR NO : 2013/5840
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın Aracı Kılınması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hakkında beraat kararı verilen … hakkında herhangi bir temyiz isteminin bulunmadığı dikkate alınarak, sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarıyla sınırlı olarak yapılan incelemede;
Sanık … ile yaklaşık beş altı yıldır ticari ilişkisi bulunan katılan …’ın biriken borçları nedeni ile sanıktan çek istediği, sanığın da kendisine hatır çeki alarak getireceğini söylediği ve daha sonra Akbank … Şubesi’ne ait 16/08/2008 ödeme tarihli, 111.500.00 TL bedelli çeki getirdiği, sanık …’ın sahip olduğu şirketin kaşesini vurarak çeki ciro ettiği ve arkasını da imzaladığı, sonra da kendi ismini yazarak tekrar ciro ettiği ve imzaladığı, kendi el yazısı ile T.C. Kimlik numarasını yazıp çeki katılana verdiği, daha sonra bankaya sorulduğunda, söz konusu çekin sahte olduğunun anlaşıldığı, sanık …’in alınan savunmalarında suça konu çeki, kendisini … olarak tanıdığı temyiz dışı …’dan hatır çeki olarak aldığını ve buna karşılık olarak 2.500.00 TL parayı …’a verdiğini, daha sonra çekin üzerindeki tarih, yazı ve rakamları ve çekin arkasını kendisinin doldurup yazdığını, şirket kaşesini kullanarak imzaladığını, kendi ismini ve T.C. kimlik numarasını yazarak tekrar imzalamak suretiyle çeki katılana verdiğini ve bu çekin sahte olduğundan bilgisinin bulunmadığını, çek tutarı olan 111.500.00 TL borcunu kabul ettiğini beyan ettiği, …’ın, sanık …’ın kendisinden çek istediğini ancak çeklerin karşılıksız çıkması üzerine çek veremeyeceğini söylediğini, bu sırada … isimli bir kişiden sanık
… ’ın suça konu çeki aldığını, ancak çekin o sırada boş olup olmadığına dikkat etmediğini beyan ettiği, … isimli kişinin açık kimlik bilgileri ve adresinin açıklanamadığı, böylece sanığın resmi evrakta sahtecilik ve bankayı aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak, sanığın, katılana çek verildikten önce borçlandığı, borçların ödenmemesi nedeniyle buna karşılık olmak üzere katılana suça konu çeki verildiğinin anlaşılması karşısında, çekin önceden doğan borcu nedeniyle sonradan tanzim edilerek verildiği, bu nedenle nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin, resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi gereğince çeklerde bulunması zorunlu olan keşide yerinin bir duraksamaya meydan vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır olması gerektiği, aynı yasanın 693. maddesine göre ise keşide yeri gösterilmemiş olan çekin, keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde keşide edilmiş sayılacağı hükümleri dikkate alınarak, suça konu çekte keşide yeri ve keşidecinin
ad ve soyadı altında da bir yer bulunmadığı anlaşılmakla, unsurları bulunmayan suça konu çekin özel belge niteliğinde bulunduğu gözetilmeden, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.