Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23747 E. 2013/7188 K. 18.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23747
KARAR NO : 2013/7188
KARAR TARİHİ : 18.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Otobüs yolculuğu sırasında katılanın yanına oturan sanığın, zaman içerisinde ilerleyen sohbet ortamında kendini Yargıtay’da görev yapan C.savcısı olarak tanıtmasını müteakip katılanın oğlu … ‘in bir sorununu dile getirmesi neticesinde ona “gerekli bilgileri ve telefon numaranı alayım, Yargıtay, Adliye ve Adalet Bakanlığında tanıdıklarım var meseleyi hallederiz.” demesi bilahare telefonla arayıp “dosyasına baktım, parka çekilen aracın 893 TL borcu var, bunu verdiğim banka hesabına yatırın işi hemen çözelim” yalanını söylemesi ve bunun üzerine katılanın oğlu … ‘in valör tarihi 01.10.2007 olan banka dekontu ile ilgili bankanın … Şubesi nezdinde bulunan sanık adı ve hesabına 893 TL’yi transfer etmesi suretiyle haksız yarar sağlanması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu “görevsizlik kararı” ile iddia olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın bir sebebe dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Katılanın soruşturma aşamasında hiç bahsetmediği ve fakat 24.06.2008 tarihli duruşmada soyut olarak ileri sürdüğü “kimlik gösterme vakıası” sübuta ermeksizin sanığın, Yargıtay, Ankara Adliyesi, Adalet Bakanlığı’na ait herhangi bir etkin işlevi bulunan maddi varlıklar kullanmaksızın ve belirli kişi adı zikretmeksizin sadece “Ankara’da C.savcısı olduğunu, Yargıtay’da görev yaptığını, Adliye ve Adalet Bakanlığında tanıdıklarının bulunduğunu” söyleyip katılanı ve dolaylı olarak oğlunu kandırarak haksız yarar sağlaması eyleminin TCK’nın 157.maddesinde tanımlanan “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu gözetilmeksizin yazılı şekilde “nitelikli dolandırıcılık” suçundan karar verilmesi,
2-Uygulamaya göre de;
a) Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olunduğu halde aynı gerekçelere dayanılarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel “tam gün” sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi,
b) Adli para cezasının hesaplandığı hükmün üçüncü paragrafında uygulanan kanun maddelerinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nun 232/6.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.