YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17711
KARAR NO : 2013/17742
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… … İlçesinde, pamuk destekleme primi almak için yapılan başvurularda yoğun yolsuzluklar yapıldığı ihbarı üzerine pamuk üreticilerinin 2006 yılında pamuk ektikleri yerlerin tespitine yönelik … uydu görüntülerinin incelendiği, üreticilerin beyanlarındaki bilgileri içeren ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlarındaki parseller uydu fotoğrafları vasıtasıyla kontrol edildiği, üreticilerin beyan ettikleri bir kısım yerlere pamuk ekmediklerinin belirlendiği, üreticilerin alınan ifadelerinde bu defa beyan ettikleri yerler dışında pamuk ektikleri yerleri göstermeleri nedeniyle suç kastının tespiti açısından üreticilerin ektiklerini iddia ettikleri yerlerin kadastro görevlileri tarafından GPRS ile ölçümü yapıldığı, ÇKS ve PKS (prim kayıt sistemi) kayıtları ile Kadastro ve Tarım İl Müdürlüğü temsilcilerince mahallinde düzenlenen tespit tutanaklarının müştereken değerlendirilmesi neticesinde; sanıkların toplam 2.244.204,00 metrekarelik alanda pamuk üretimi yaptığını beyan etmesine rağmen, sanıkların 2.037.398,58 metrekarelik alanda pamuk ektiklerinin tespit edildiği, 206.802,42 metrekare fazla beyanda bulunarak 22.945,40 TL haksız destekleme primi almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda;
Sanıkların PKS kaydına göre 2.244.204,00 metrekare alanda pamuk ekiminin gözüktüğü, teknik bilirkişilerce yapılan ölçüm ve Lansdat uydu görüntülerine aplike sonucu fiilen 2.037.398,58 metrekare alanda pamuk ektiklerinin tespit edildiği, 19/02/2009 tarihli rapora göre pamuk ekili alanlarla ilgili yüzölçümü farklılığının GPS cihazının kullanımından kaynaklanan %5 ve bu cihaz vasıtasıyla alınan koordinatların uydu fotoğrafı üzerine aplike edilmesiyle bu alanların ölçümü esnasında el hassasiyetinden kaynaklanan %5 olmak üzere toplam %10’luk bir hatadan kaynaklanmış olduğu, haksız destekleme iddiasına konu olan alanın toplamda %10’luk hata payına tekabül ettiği anlaşıldığından savunmanın aksine her türlü şüpheden uzak hükme yeter ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanunun 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanıklar … ve … lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına “sanıklar … ve … kendilerini vekil ile temsil ettirdiği
anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 1.250 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.