YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10008
KARAR NO : 2013/17725
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’in, 15.09.2006 tarihinde, dosya kapsamında yargılanan sanık …’ın aracılığı ile tanıştığı sanık …’nın, bir yakınında çok sayıda altın olduğunu, piyasa değerinden düşük fiyatta satmak istediğini söylerek katılanı buna inandırdıktan sonra, sanığın, … olarak hitap ettiği ve kayınbabası olarak tanıttığı şahsa telefon açarak; “yanına altın al … ilçesine gel” şeklinde söylediği ve bir müddet sonra… bu kişinin, sanık … ve katılan …’un yanına geldiği, şahsın yanında getirdiği bir miktar altınları çıkarıp katılana verdiği, katılan’ın söz konusu altınları kontrol etmesi üzerine; gerçek altın olduğunu anlayınca, pazarlık yaparak satın alma konusunda anlaştıkları ve bu nedenle katılanın, 20.09.2006 günü sanık … ile … ilçesinde bulunan bir parkta buluştuğu, burada… kişi ile bu kişinin oğlu olduğunu söyleyen; ancak kimliği tespit edilemeyen bir başka kişinin de bulunduğu, … lakaplı kişinin 25.000 TL parayı katılandan alarak, altınları
Evden alıp gelme bahanesiyle sanık … ile birlikte olay yerinden ayrıldığı, katılanın yanında kalan ve… kişinin oğlu olarak tanıtılan şahsın da tuvalete gitme bahanesiyle katılanın yanından ayrıldığı, katılanın uzun bir süre beklemesine rağmen kimsenin gelmediği ve bu şekilde katılanın dolandırıldığının iddia edildiği olayda;
Sanık …’nın kimliğinin tespit edilmesinden sonra teşhise elverişli fotoğraflarının içerisinde bulunduğu CD’nin, soruşturma ve kovuşturma aşamasında, katılana izlettirildiği ve katılanın kendisine yönelik eylemi gerçekleştiren şahıslardan birinin, sanık … olduğunu beyan ederek fotoğrafından sanığı kesin olarak teşhis ettiği, bu şekilde; sanığın bir yakınında çok miktarda altın olduğunu ve piyasa değerinden düşük fiyatta satılacağına dair yalan söyleyip, katılanı buna inandırdıktan sonra, kimliği tespit edilemeyen… biriyle işbirliği içerisinde hareket ederek, katılandan parasını alıp, eve gidip altınları getirelim şeklindeki hileli hareketlerle olay yerinden ayrılması ve bir daha gelmediğinin sabit olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’ nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin taktir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle, eylemin hukuki ilişki boyutunda kaldığına ilişkin oluşa uygun düşmeyen gerekçelerle beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.