Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/5587 E. 2013/17850 K. 19.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5587
KARAR NO : 2013/17850
KARAR TARİHİ : 19.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında 2010 olarak yazılan suç tarihinin, sanıkların haksız menfaat temin ettiklerinin katılan kurum yetkililerince tespit edildiği 17/05/2010 şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, O kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.
Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanıklar resmi nikahlı evli iken, sanık …’nin vefat eden babasından yetim maaşını alabilmek için eşi diğer sanık … ile muvazaalı olarak boşandığı, ancak aynı evde birlikte yaşamaya devam ettikleri, SGK’ dan maaş almak suretiyle haksız menfaat temin ederek kamu kurumunu dolandırdıkları iddia edilmiş ise de,
Sanık …’nin 1985 yılında Aydın Topaloğlu isimli kişi ile evlendiği, tarafların Devrek Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1988 tarih, 1988/268 sas ve 1988/331 karar sayılı ilamı ile boşandıkları, bu boşanmadan sonra sanık …’nin 1991 yılından itibaren diğer sanık … ile gayri resmi olarak birlikte yaşamaya başladıkları, bu birliktelikten olan çocukların da sanık …’in tanıması üzerine babaları olarak nüfusa kaydedildiği, dolayısıyla sanıkların resmi olarak hiç evlenmemiş olup, boşanmaları da söz konusu olmadığından, atılı suçun sübut bulmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.