YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1518
KARAR NO : 2013/16752
KARAR TARİHİ : 05.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanıklar … ve … hakkında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından, sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklar … ve …’in kendileri ve aile bireylerine ait yeşil kart sağlık karnelerine vize yaptırmak istedikleri, vize yaptırma usulünü bilmemek ve zaman ve yevmiye kaybetmemek gibi nedenlerden vize alımına yardımcı olacağını söyleyen sanık …’a sağlık karnelerini verdikleri, sanığın birkaç gün sonra vize işlemi sahte olarak yapılmış sağlık karnelerini sanıklara ulaştırdığı, sanıkların ilaç alamama ve yeniden vize yaptırma ihtiyacı ile yeşil kart bürolarına başvurmaları üzerine vize işlemlerinin sahte olduğunun ortaya çıması biçiminde gerçekleşen olayda;
Sanık …’ın gerçekte yeşil kart sahibi olan ve yeşil kart alma koşulları ortadan kalkmamış olan diğer sanıklara ve aile bireylerine vize işlemi yaptırdığı, bu nedenle kuruma karşı hile sözkonusu olmadığı, sanıklar … ve …’in çeşitli mazeretlerle ancak yasalara ve usulüne uygun vize alınması için sağlık karnelerini verdiklerine, vizenin sahte olarak yapıldığından haberleri olmadığına ilişkin savunmaları, İl sağlık müdürlüğü yazısında sanıkların yeşil kart alma koşullarını dolayısı ile vize yaptırma koşullarını kaybetmediklerinin belirtilmesi ve vize işlemi sırasında herhangibir ücretin alınmıyor olması karşısında kurum zararı oluşmadığı ve hile sözkonusu olmadığından, sanıklar … ve …’in sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından sanık …’ın dolandırıcılık suçundan beraatlarına ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.