YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21168
KARAR NO : 2013/5519
KARAR TARİHİ : 26.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Somut olayda; sanığın yakalanamadığı için hakkındaki soruşturma evrakı ayrılan diğer sanık ile birlikte şikayetçinin yanına gelerek babasının ölümünün elliikinci gecesi olduğu için hayır yaptıklarını, bazı kişilere paket vereceklerini söyleyerek şikayetçiye yardımcı olur musun diye sordukları, şikayetçinin kabul etmesi üzerine bir apartmanın önüne götürdükleri, sanıklardan birisinin diğerine 100.00 YTL vererek marketten bozdurmasını istediği, şikayetçinin bende bozuk var bozayım diyerek 50.00 YTL banknotlardan oluşan toplam 900.00 YTL yi tomar halinde cebinden çıkardığı, şüphelilerden birisinin amca bu paraları bize ver biz bozalım hayır torbalarıyla birlikte sana geri verelim diyerek 900.00 YTL yi şikayetçiden aldıkları ve apartmanın içine girip kaçtıkları olayda zilyetliğinin belirli bir süre için sanığa devredilmiş olması nedeniyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/06/2012 tarih, 2011/15-440 esas, 2012/229 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere sanığın bozdurduktan sonra iade etmek üzere aldığı paraları geri vermemekten ibaret eyleminin hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nun 61.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.