YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21864
KARAR NO : 2013/8094
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Adli emanetin 2007/2243 sırasında kayıtlı cep telefonları hakkında mahkemesince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın 19.08.2005 tarihli faturasını sunduğu ve suç tarihinde yed’inde olduğunu ileri sürdüğü, niteliklerini belirttiği cep telefonunu başka bir telefon ile takas etme düşüncesiyle seyyar olarak cep telefonu alım-satımı yapan ve dayı-yeğen olan açık kimlikleri iddianamede gösterilen sanıkların yanına gelip incelemeleri ve bir fiyat belirlemeleri buna göre de takas imkanının ortaya konulması için 17.06.2008 tarihinde, “tefrik” kararı sonrası hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olan sanık (yeğen) …ye elindeki cep telefonunu vermesi, birlikte hareket eden sanıkların katılandan aldıkları bu telefonu incelerlerken aniden “zabıta geliyor!..”diyerek tezgahlarını hızla toplayıp o arada katılanın eline imei no’su belli kendi telefonunu vermek yerine benzer ancak eski-bozuk bir cep telefonu tutuşturarak kaçmaları böylece izlerini kaybettirmeleri şeklinde tavsif olunan somut olayda; sanık …(dayı)’in eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıdaki eleştiri dışında ve aşağıdaki bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin olduğu halde adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan temel tam gün sayısının aynı gerekçelere dayanılarak alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1.paragrafında yer alan “50” ve 4.paragrafındaki “1000” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5” ve “100” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.