YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18968
KARAR NO : 2013/2925
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, Günerler Otomotiv isimli firmada 23/11/2006 tarihinden itibaren satış elamanı olarak çalıştığı, sanığın şirket kurallarına aykırı olarak müşterilerden peşinat veya kapora adı altında para aldığı, bu paraları şirket kasasına intikal ettirmeyerek uhdesinde tuttuğu, ayrıca işyerinden ayrılırken, şirkete ait …plaka sayılı aracı da kendisiyle götürdüğü, bir süre kendisinden haber alınamadığı, eşine mesaj çekerek, şirket borçlarının ödenmesi için evi satmasını istediği, tanık …’a da mesaj çekerek, aracı bir otoparka bıraktığını, şirketin ordan almasını söylediği, sanığın, psikolojik sıkıntılar içinde olması nedeniyle bunları yaptığını, şirket zararlarını giderdiğini, yaptığından pişman olduğunu belirttiği, bu şekilde sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunu işlediğin iddia edildiği olayda,
Sanıkla şirket arasında borcun ödenmesi hususunda senet yapıldığı ve senet bedelinin hükümden önce ödendiğinin belirtildiği, yargılama sırasında, şikayetçi vekilinin zararlarının karşılandığını söyleyerek şikayetten vazgeçmesi karşısında, zararın hangi tarihte ödendiğinin kesin olarak tespit edildikten sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması, kabule göre de; kararda zararın dava açıldıktan sonra ve fakat hükümden önce ödendiğinin belirtilmiş olmasına rağmen TCK’nın 168/2.maddesi gereğince cezasından indirim yapılması gerektiği gözetilmeden aynı maddenin 1. fıkrası gereğince uygulama yapılarak sanığa eksik ceza tayini ve 5237 sayılı TCK’nın 43/1.maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal edilmesi suretiyle, mağdurdan değişik tarihlerde olmak üzere ayrı ayrı birden fazla kez menfaat temin edilmesi karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini hususları aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere; koşullu bir düşme nedeni olan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kurumunun; mahkumiyet, suç niteliği ve ceza miktarına ilişkin objektif koşulların varlığı halinde, mahkemece diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilmesi gerektiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade etmesi ve doğurduğu sonuçlar itibariyle para cezasına çevirme tedbirine göre sanığın daha lehine olduğu gözetilmeden sanık hakkında “cezanın para cezasına çevrilmesi nedeniyle” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle ve TCK’nın 62.maddesinin, sanığın duruşmadaki iyi hale gerekçe gösterilerek uygulanması, TCK’nın 50/1-a maddesinin sanığın şahsi hali gerekçe gösterilerek uygulanmasına rağmen aynı gerekçe olan sanığın kişilik hallerinin bu kez aleyhe değerlendirilerek, diğer gerekçelerle çelişki oluşturacak şekildi sabıkası bulunmayan ve zararı gideren sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.