YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8896
KARAR NO : 2021/16981
KARAR TARİHİ : 30.12.2021
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmadan sonra ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
İnceleme konusu davada, davacı, davalıya ait işyerinde 1990 yılının eylül-mart ayları arasında, 1993 yılının eylül ve mart ayları arasında dönemsel, 1996 yılının eylül ayından 2012 mart ayına kadar sürekli olmak üzere çalıştığını, davalı işveren tarafından çalışmalarının eksik bildirildiğini, davalı işyerinde çalıştığı günlerin tespitini talep etmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bozma gereği yerine getirilmemiştir. Öncelikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26. maddesinde, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır. Mahkemece, bu hukuki olgu göz önünde bulundurulmak suretiyle taleple bağlılık ilkesi gereği ve uyulan ilk bozma ilamında davalı işveren tarafından 03.09.1990 ve 14.09.1993 tarihli işe giriş bildirgelerinin kuruma verildiği anlaşılmakla, çalışma iddiasının değerlendirilmesi belirtilmiş olup, 1990 yılının eylül ayından 1991 yılı mart ayına kadar ve 1993 yılının eylül ayından 1994 mart ayına kadar devam eden çalışmalar bakımından talepte bulunulmasına rağmen, talep aşılarak 1991 yılının mart ayından sonraki dönem ve 1992 yılı yönünden hüküm kurulması isabetsizdir. Ayrıca, 30.09.1994-31.08.1999 tarihlerine ilişkin talep yönünden hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi yerinde ise de, davacı adına davalı işyerinden birden fazla işe giriş bildirgelerinin verilmesinin kesintili çalışmaya karine oluşturacağı, dosya kapsamında bulunan kapasite raporlarına göre işyerinde çalışan işçi sayısının aydan aya değiştiği, işyeri kayıtları ile uygun olduğu, işyeri kayıtlarının düzenli tutulduğuna dair kurum tarafından belge verilmesi göz önünde bulundurularak ve ücret bordrolarının imzalı olduğu anlaşılmakla, davacının bu ücret bordrolarındaki imzalara itirazı bulunmadığından, imzalı ücret bordrolarında belirtilen sürelere itibar edilerek, imza olmayan ücret bordrolarının ait olduğu aylar yönünden ise tanık beyanları esas alınarak eksik bildirilen sürelerin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ve feri müdahil vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 30.12.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.