Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20339 E. 2013/19124 K. 04.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20339
KARAR NO : 2013/19124
KARAR TARİHİ : 04.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir.
Türk Ticaret Kanunun Madde 14 de, Tacir;
“(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.“ denilmektedir.
Ticaret şirketleri,aynı yasanın Madde 124 de;
”(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir.
(2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.
Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler kanunun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 – Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.
Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir.Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Katılanların, Türk Telekom Müdürlüğü bünyesinde özel güvenlikçi olarak görev yaparlarken 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun gereğince özel güvenlik belgelerini yenilemek amacıyla … Şirketler Grubu bünyesinde bulunan … Güvenliğe 20/01/2010 tarihinde ücret karşılığında müracaat ederek 13/02/2010 tarihinden itibaren Özel Güvenlik Yenileme Eğitimine başladıkları, 18/04/2010 tarihinde yapılan özel güvenlik yenileme sınavına girmek için …Emniyet Müdürlüğüne müracaat ettiklerinde sınava katılmayacakları zira … Güvenliğin yöneticisinin olmadığı, bu nedenle gördükleri eğitimin geçersiz olduğu ve sınav haklarının olmadığının kendilerine bildirilmesi üzerine şikayetçi oldukları olayda; …İl Emniyet Müdürlüğünün 22/12/2010 tarihli yazısı ve ekinde gönderilen belgelere göre, kurumun yöneticisi olan …’ın 26/01/2010 tarihinde yöneticilik görevinden istifa ettiği, 14/04/2010 tarihinde yeni yönetici … adına Bakanlıkça özel güvenlik eğitim kurumu faaliyet izin belgesi düzenlendiği, düzenlenen bu belgenin eğitim kurumu tarafından 16/04/2010 tarihinde Valiliğe bildirildiği, 26/01/2010-14/04/2010 tarihleri arasında eğitim kurumunun yöneticisinin olmadığı, ancak; katılanların başvuruda bulundukları 20/01/2010 tarihinde kurumun bir yöneticisinin ve müdürünün olduğu ve bu şahsın … olduğu, bu nedenle 5188 sayılı Kanun’a göre kurs açma yetkisi bulunduğu, katılanların başvuruda bulundukları tarihte yasanın aradığı şartların mevcut olduğu, katılanların kandırılmadığı, sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.