YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20234
KARAR NO : 2013/18896
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
… Tekstil Gıda İnşaat Turizm ve Ticaret Limited şirketinin ortağı olan ancak çek keşide etme yetkisi bulunmayan sanığın, almış olduğu mallar karşılığında suça konu çekleri keşide ederek müşterilerine verdiği, Ankara Ticaret Sicili Memurluğu’nun 11.02.2009 tarihli yazısına ve… 1. Noterliğinde düzenlenen 20.06.2008 tarihli imza sirkülerine göre şirket yetkilisinin 20 yıl süreyle münferit imza ile …’nun olduğunun belirtildiği, bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın ortağı olduğu şirketle katılanlar arasında eskiye dayalı ticari alışverişlerin bulunması, şirkete alınan mallar karşılığında çekleri keşide ederek vermesi, çekleri düzenlediği sırada zaman zaman şirket yetkilisi olan …’nin de yanında olması, öncesinde de bu şekilde keşide edilmiş çeklerin herhangi bir sorun çıkmadan gününde ödenmesi, icra takiplerine karşı borç ve imza inkârında bulunulmaması nedeniyle takiplerin kesinleşmesi, çek bedellerinin ödenmemesi üzerine, diğer ortağı ile giderek vadeyi uzatma isteğinde bulunması, sanığın da savunmalarında borçlu olduklarını kabul etmesi, ayrıca suça konu çekleri şirket yetkilisinin rızası dâhilinde keşide edip vermesi nedeniyle zarar verme kastıyla hareket etmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar … ve … vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.