YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12667
KARAR NO : 2013/16606
KARAR TARİHİ : 04.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret, trafik güvenliğini tehlikeye düşürme
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü’nde polis memuru olarak görev yapan şikayetçilerin, 30/10/2010 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne ait 27 A 0546 plakalı ekip aracıyla görev yaptıkları sırada, sanığın sevk ve idaresinde bulunan 27 L 3907 plakalı aracın ön farlarının yanmaması, yüksek sesle müzik dinlemesi, egzozundan yüksek ses çıkartarak trafikte tehlikeli bir şekilde seyrettiğinin görülmesi üzerine, şikayetçilerin mega fonla yaptıkları dur ihtirana rağmen sanığın, süratini artırarak aracı kullanmaya devam ettiği; ancak ışıklı kavşakta kırmızı ışığın yanması nedeniyle durması üzerine, şikayetçilerin içerisinde bulunduğu ekip otosunun sanığın kullandığı aracın yanına yaklaşarak durduğu, sanığın yeşil ışığın yanması ile aniden hareket etmesi neticesinde, 30.10.2010 tarihli görgü tespit tutanağı içeriğinden görüleceği üzere; 27 A 0546 plakalı polis ekip otosunun dikiz aynası, sol ön davlumbaz ve sol ön kapısına çarparak zarar verdiği, görevlilerin ikinci kez yaptıkları dur ihtarına ve siren çalmalarına rağmen sanığın kullandığı aracı ile yüksek hızla aynı güzergahta tur atmaya devam ettiği, aracının bir süre sonra durması ile aracından inen sanığın kaçmaya başladığı, kovalamaca sonucunda emniyet ekipleri tarafından yakalanan ve doktor raporuna göre 135 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın, kolluk görevlilerine tekme atmaya çalışması nedeniyle zor kullanma yetkisi kapsamında kendisine kelepçe takılmak suretiyle etkisiz hale getirilen sanığın, kendisine müdahalede bulunan şikayetçi polislere hitaben “Devletinizi sinkaf edeyim, Atatürkünüzü sinkaf edeyim,” şeklinde sözler ile hakarette bulunması şeklinde gerçekleştirdiği eylemlerinin, kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürme suçlarını oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabuünlde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın sabıka kaydında bulunan 5237 sayılı TCK’nın ertelenmiş 6 ay hapis cezasına ait mahkumiyetin kesinleşme tarihinin 16/05/2006 olduğu, 1 yıllık deneme süresi sonunda infaz tarihinin 16/05/2007 olacağı, 3682 sayılı mülga Adli Sicil Kanunun 8. maddesinin 8/b-son maddesi uyarınca silinme süresine ilişkin 10 yıllık sürenin gerçekleşmediği dikkate alındığında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.