YARGITAY KARARI
DAİRE : Ceza Genel Kurulu
ESAS NO : 2020/133
KARAR NO : 2021/406
KARAR TARİHİ : 16.09.2021
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 19. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 393-278
6831 sayılı Orman Kanunu’nda düzenlenen işgal ve faydalanma suçundan sanık …’in beraatına ilişkin Yalova 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 09.03.2015 tarihli ve 393-278 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 10.09.2019 tarih ve 1643-10911 sayı ile;
“Kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan 33 adet orman ağacını keserek 1599 metrekarelik alanda açma yapan sanığın suçu sabit olduğu hâlde yerinde görülmeyen ve yasal olmayan gerekçeyle beraatine kararı verilmesi,” isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiş,
Daire Üyesi …; “Karar gerekçesinde gösterilen sebeplerle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin görüşüne katılmıyorum.” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 24.11.2019 tarih ve 197453 sayı ile;
“…Sanık suça konu yerin dedesinden kalma olduğunu, orman alanı dışında bulunduğunu, tapulu olduğunu beyan etmiş, mahkemece olay yerinde orman mühendisi ve kadastro elemanı ile keşif yapılmış, alınan orman bilirkişisi raporuna göre dava konusu yerin kesinleşmiş orman kadastro sınırları içerisinde yer aldığı, bu yerden 33 adet orman emvalinin kesildiği bildirilmiş, kadastro bilirkişisinin raporuna göre ise; suça konu yerin 548, 549 ve 558 nolu parseller içerisinde kaldığı, 548 nolu parselin meyve bahçesi vasfında olduğu ve … ve hissedarları adına kayıtlı olduğu, 549 nolu parselin tarla vasfında olup şirket adına kayıtlı olduğu, 558 nolu parselin ise tarla vasfında olup … ve hissedarları adına kayıtlı olduğu bildirilmiş, çizilen krokiye göre açma alanının her üç parselin sınırları içerisinde bulunduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar sanık hakkında orman arazisinde ağaç keserek dikiliden ağaç kesme ve işgal ve faydalanma suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmış ise de; suça konu yerin tarla vasfında olduğu ve sanığın murisleri adına kayıtlı olduğu, aynı zamanda bu yerin orman kadastrosu ve 2B uygulaması çalışmalarının yapıldığı, 04.01.2013 tarihli kadastro komisyonu tutanağı ile 2B maddesi uyarınca hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildiği, ayrıca Orman Bölge Müdürülüğünce tapu iptali için Kadastro Mahkemesine 2 parsel hakkında dava açıldığı ve 1 parsel hakkında ise dava açılmasının düşünüldüğünün bildirildiği, bu duruma göre suça konu yerin mülkiyetinin ihtilaflı olduğu ve sanığın da suç işleme kastını bulunmadığı kanaatine varıldığından üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmesi, yediemine alınan suça konu ağaçların sanığın tapulu arazisinden kesilmiş ağaçlar niteliğinde olduğu kabul edilerek karar kesinleştiğinde iadesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin beraat hükmünün onanması gerekirken aksi yöndeki yüksek Yargıtay 19. Ceza Dairesinin kararının usul ve yasalara aykırı olduğu” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 04.02.2020 tarih, 34460-849 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı işgal ve faydalanma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
26.03.2014 tarihli suç tutanağına göre; Yalova ili, Altınova ilçesi, … Beldesi, Sivritepe mevkisi, 47 numaralı bölmede orman muhafaza memurları tarafından yapılan incelemede; toplam 33 adet ve 3.545 metreküp kestane, gürgen ve meşe cinsi ağaçların tahmini 7-8 ay önce motorlu testere ile kesilerek ve köklerinden sökülerek açma yapıldığının tespit edildiği, 1.599 metrekare genişliğinde olan bu alanın 548, 549 ve 558 numaralı orman kadastro parselinde bulunduğu, açma yapılan yerin …’in tarlasına bitişik olduğundan şahsa “Burası Devlet ormanı bu ağaçları sen mi kesip köklerini çıkardın? Kesilen odunları ne yaptın?” diye sorulduğunda, şahsın kendisinin buraya bitişik tapulu tarlasının olduğunu, tarlasının da orman vasfında olması sebebiyle kesip kök temizliği yaptığı yerin de kendilerine ait olduğunu zannettiğini, kestiği ağaçları ihtiyacı için kullandığını, amacının ormana zarar vermek olmadığını beyan ettiği,
Tazminat raporuna göre; ağaçlandırma bedelinin 2.208,65 TL olduğu,
Yalova Orman İşletme Müdürlüğünün 28.03.2014 tarihli suç duyurusu ekinde; … Orman Kadastro Haritası, Taşköprü Meşcere Haritası, açma yapılan alana ilişkin fotoğraflar, tazminat raporu ve suç tutanağının mevcut olduğu, Orman İdaresi tarafından dosyaya sunulan orman kadastro haritasına göre suça konu yerin orman sayılan saha içerinde kaldığı,
Tapu senetlerine göre; 548 numaralı meyve bahçesi niteliğindeki taşınmazın tamamı … oğlu … adına kayıtlı iken el birliğiyle 08.02.2012 tarihinde …, …, …, …, …, … adına intikal ettiği, 558 numaralı tarla niteliğindeki taşınmazın tamamı … oğlu … adına kayıtlı iken el birliğiyle 08.02.2012 tarihinde …, …, …, …, …, … adına intikal ettiği,
14.11.2014 tarihli keşif zaptına göre; yapılan gözlemde suça konu yerin meyilli olduğu, kesilen ağaç köklerinin çıplak gözle görülebildiği, kesilen ağaç dallarının zeminde yer yer bulunduğu,
Keşifte inceleme yapan fen bilirkişisi raporuna göre; dava konusu 548 numaralı parselin, tapu kaydında 7.962 metrekare yüz ölçümü ile meyve bahçesi vasfında olup … ve hissedarları adına kayıtlı olduğu, 549 numaralı parselin tapu kaydında 2.842 metrekare yüz ölçümü ile tarla vasfında olup… Granit Mermer İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğu, 558 numaralı parselin tapu kaydında 13.923 metrekare yüz ölçümü ile tarla vasfında olup … ve hissedarları adına kayıtlı olduğu, ekli krokide dava konusu parsel sınırları mavi renkle ve 2/B sınır hattı yeşil renkle ve suça konu saha kırmızı renkle boyalı olarak gösterildiği,
Keşifte inceleme yapan orman bilirkişisi raporuna göre; davası görülen yerin Yalova ili, Altınova ilçesi, … Beldesi hudutları dahilinde kaldığı, 1991 tarihinde yapılarak ilan edilen 6831 sayılı Kanun’un 3303 sayılı Kanun ile değişik 1 ve 2/B uygulama çalışmalarında dava konusu yerin Devlet ormanı içinde kalmış olduğu, sanığın ormandan motorlu testere ile kök ve sürgünden gelişmiş 24 adet kestane, 6 adet gürgen ve 3 adet meşe olmak üzere toplamda 33 adet 3.545 metreküp miktarında orman emvali kestiği ve kesilen alanın 1.599 metrekare olarak tespit edildiği için açılan bu alanın ağaçlandırılması gerektiği, kadastro çalışmalarında izinsiz kesilen orman ağaçlarının yayıldığı alanın büyük kısmı 548 olmak üzere 549 ve 558 parsellere ayrılmış olup daha sonra bölgeye giren orman kadastro uygulama çalışmasında dosyadaki orman kadastro haritasında görüleceği gibi mezkur parsellerin kuzey bölümleri P.XXVII. 2/B parseli içerisine girdiği, diğer kısımların Devlet ormanı statüsünde kaldığı, suça konu yerin keşif yapıldığı anda 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu, ağaçların yıllık halkaları incelendiğinde 2013 yılı Temmuz-Ağustos aylarında motorlu testere ile kesildiği, toplam tazminat miktarının 2.211,41 TL olduğu, 47 numaralı orman bölmesindeki ağaçları tapularını ibraz ettiği kendi mülki sınırları içinde zannetse dahi tedbirsizce Orman İdaresinden izin almadan kesip gizlice kasıtlı olarak kullanıldığının beyan edildiği, suç tutanağı ile kesinleşmiş orman kadastro sınırlarının Devlet ormanı tarafında orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilen dava konusu ormandan sanık tarafından izinsiz ve kaçak olarak kesim yapıldığı tespit edildiğinden 5728 sayılı Kanun’un 198. maddesine göre 6831 sayılı Kanun’un 14. (A ve B) ve 200. maddesine göre de 17. maddeleri kapsamında kalan yasak fiillerden kesme suçunun işlendiği,
Orman İdaresinin 23.01.2015 tarihli yazısına göre; 548 ve 558 numaralı parsellerin Yalova Kadastro Mahkemesinin 2013/57 esas sayılı dosyasına konu olduğu, 549 numaralı parsel için ise en kısa zamanda tapu iptal ve tescil davası açılacağı,
Orman Kadastro Komisyonu tarafından düzenlenen tutanaklara göre; … Beldesinde 1948 yılında 3116 sayılı Kanun’a göre orman tahdit çalışmalarının yapılarak kesinleştiği, 1951 yılında 3116 sayılı Kanun’un 5653 sayılı Kanun’la değişik hükümlerine göre maki tefriki ile devamında 4753 sayılı Kanun kapsamında toprak tevzi çalışması yapılarak dağıtılan sahaların kısmen tapuya bağlandığı, 1971 yılında 766 sayılı Kanun kapsamında arazi tapulaması yapıldığı, 1948 yılında yapılan orman tahdidi çalışmalarından sonra 1744 sayılı Kanun’a göre yeniden yapılan kadastro çalışmalarının mükerrer kadastro olduğu gerekçesiyle Karamürsel Asliye Hukuk Mahkemesince 14.03.2007 tarih ve 353-72 sayı ile iptaline karar verildiği, 558, 548 ve 549 numaralı parsellerin orman sınırları içinde kalan ve şagillerince orman sınırları dışına çıkarılması istenen yerlerin, komisyon tarafından yapılan inceleme sonucunda, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olduğu, tarım alanı ve meskene dönüştüğü, hâlen bahçe ve mesken olarak kullanıldığı, kullanılmasında yarar olduğu görüldüğünden 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanun’la değişik 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildiği, bu komisyon kararları 23.01.2013 tarihinde sonuçlandırılarak 01.02.2013 tarihinde askıya çıktığı, ekte gönderilen … Orman Kadastro Haritasının suç tutanağı ekinde gönderilen haritayla aynı olduğu, 558, 548 ve 549 numaralı parsellerin bir kısmının 2/B arazisi, geri kalan kısmının ise ormanlık bölge olduğu,
Altınova Kaymakamlığı Tapu Müdürlüğünün 27.01.2015 tarihli yazısı ekinde gönderilen tapu kayıtlarına göre; 2.842 metrekarelik tarla niteliğindeki 549 numaralı parselin… Granit Mermer İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. adına kayıtlı olduğu, 1.589,88 metrekarelik kısmının ormanda kaldığına ilişkin 14.07.2014 tarihli ve 2271 yevmiye sayılı beyan bulunduğu,
7.962 metrekarelik meyve bahçesi niteliğindeki 548 numaralı parselin …, …, …, …, … ve … adına kayıtlı olduğu, Yalova Kadastro Mahkemesinin 02.04.2013 tarihli ve 2013/57 sayılı yazıları ile 26.04.2013 tarih ve 1508 yevmiye ile şerh koyulduğu, ayrıca 7.116,05 metrekarelik kısmının ormanda kaldığına ilişkin 14.07.2014 tarihli ve 2271 yevmiye sayılı beyan bulunduğu,
13.923 metrekarelik tarla niteliğindeki 558 numaralı parselin …, …, …, …, … ve … adına kayıtlı olduğu, Yalova Kadastro Mahkemesinin 02.04.2013 tarihli ve 2013/57 sayılı yazıları ile 26.04.2013 tarih ve 1508 yevmiye ile şerh koyulduğu, 11.507,98 metrekarelik kısmının ormanda kaldığına ilişkin 14.07.2014 tarihli ve 2271 yevmiye sayılı beyan bulunduğu, ayrıca iş bu parselin 25 senedir …’in işgali altında olduğuna ilişkin beyan bulunduğu,
Yalova Kadastro Mahkemesinin 11.02.2015 tarihli ve 57-34 sayılı kararında; davacının …, davalı/karşı davacının Orman İdaresi, dahili davalıların …, …, …, … ve …, davanın orman kadastro tespitine itiraz, dava tarihinin 27.02.2013, karşı dava tarihinin 28.03.2013 olduğu, davacının 548 ve 558 numaralı parsellerde bulunan taşınmazlarının kadastro çalışması neticesinde haksız olarak orman sınırları içinde bırakıldığını, bu alanın ormanla ilgisi olmadığını, bu iki taşınmazın kendi adına tescil edilmesini talep ettiği, davalı/karşı davacı … İdaresi ise dava konusu taşınmazların bir kısmı orman niteliğinde olduğundan davacılar adına mevcut tapu kaydının iptaline, orman olan kısımların orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesinin talep edildiği, mahallinde 10.04.2014 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 17.06.2014 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda;
… Beldesinde 1948 yılında 3116 sayılı Kanun gereğince orman tahdit çalışması yapılıp kesinleştiğinin, 2. kadastro çalışmalarının ise mükerrer kadastro olduğu gerekçesiyle iptal edildiğinin, bunun üzerine 3302 sayılı Kanun’un 2/B uygulamasının 02.05.2012 tarihinde işe başlandığının, 04.01.2013 tarihinde işin bitirildiğinin, 23.01.2013 tarihinde sonuçlandırıldığının, 01.02.2013 tarihinde ise ilan edilerek kesinleştiğinin,
… Beldesi 548 ve 558 numaralı parsellerin ilk orman tahdidinde OST…35, 956, 957, 958, 959, 960, 961, 962, 963, 963, 965… numaralı noktaları birleştiren orman tahdit hattının sol tarafının yan Devlet ormanı, sağ tarafı ise orman dışı olduğunun, dava konusu parselin bu ormanda kaldığının, 3302 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uygulamasında OST 958, 959, 960, 961, 2257, 2256-2246, 2245, 958 numaralı noktaları birleştiren orman tahdit hattının kapattığı poligonun içerisine “P.XXVII” adı verilmiş ve bu yerin 31.12.1981’den önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiği için Maliye Hazinesi adına orman rejimi dışına çıkarıldığının, dava konusu her iki parselin bir kısmının bu 2/B maddesi adıyla çıkarılan yerde kalmakta olup diğer kısımların ise Devlet ormanı olarak görüldüğünün, dava konusu parsellere ait tapuların senetsizden geldiğinin, 1958 baskı tarihli gizli paftada dava konusu parsellerin açık saha olup az bir kısımlarının ormanda kaldığının, 1997 baskı tarihli gizli paftada dava konusu parselin durumunun aynı olduğunun, “google”dan alınan 2013 tarihli fotoğrafta parsellerin büyük kısmının ormanda olduğunun, bir kısmının ise açıklık olduğunun, hava fotoğrafında da durumun aynı olduğunun, amenajman haritasında 47 numaralı bölmede kalmakta olup BDy-7 ve Ma3 mesceresinde görüldüğünün, dava konusu parsellerin bugünkü durumunun ise 558 numaralı parselin doğusunda Ahmediye köyüne giden asfalt yolun sınır teşkil ettiğinin, 548 ve 558 numaralı parsellerin bir bütün hâlinde kullanıldığının, arada ayırıcı sınır olmadığı gibi dava konusu parsellerin arasında herhangi bir sabit sınırın mevcut olmadığının, 548 numaralı parselin kuzey, 558 numaralı parselin kuzey ve kuzey doğu kısımlarının açık olduğunun, bu kısımlarda yer yer orman ağaçlarına ait kök kalıntılarının zeminde mevcut olduğunun, bu açılan kısımdan çıkan emvallerin 548 numaralı parselin kuzey sınırı tarafına keza 548 ve 558 numaralı parselin içerisine yığıldığının, her iki parselin açık olan kısım haricinin tamamen meşe, gürgen, davulga gibi orman ağaçları ve maki florası ile kaplı olduğunun, 558 numaralı parsel içerisinde açıklık alanda 1 adet 35-40 yaşlarında bir kiraz ağacı olduğunun, 558 numaralı parselin güneyindeki komşu taşınmazlarında aynı şekilde meşe, gürgen, davulga gibi orman ağaçları ve maki florası ile kaplı olduğunun, dava konusu 548 numaralı parselin %15-20, 558 numaralı parselin açıklık olan kısmının kuzeye doğru %15-20 orman bitki örtüsü ve orman ağaçlarının kaplı olduğu kısmın ise yola doğru %35-40 eğime sahip olduğunun, her iki parselin açık olan kısımlarında zirai tarım yapılmadığının, 7.962 metrekarelik 548 numaralı parselin (a) rumuzlu 672.44 metrekare olan bölümünün 3302 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereği Maliye Hazinesi adına orman rejimi dışına çıkartıldığının, killi tınlı toprağa sahip olduğunun, (b) rumuzlu 7.289,57 metrekare olan bölümün ise eylemli Devlet ormanı olduğunun, kahverengi orman toprağına ve orman humusuna sahip olduğunun, 13.923 metrekarelik 558 numaralı parselin (A) rumuzlu 2.232,11 metrekare olan bölümünün 3302 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereği Maliye Hazinesi adına orman rejimi dışına çıkartıldığının, killi tınlı toprağa sahip olduğunun, (B) rumuzlu 11.690,99 metrekare olan bölümün ise eylemli Devlet ormanı olduğunun, kahverengi orman toprağına ve orman humusuna sahip olduğunun, bu durumda orman tahdit komisyonun yaptığı çalışmanın doğru olduğunun belirtildiği, bu nedenle davacının davalı … İdaresi hakkında açtığı orman kadastrosu tespitine itiraz davasının reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15.05.2018 tarihli 8726-3797 sayılı kararı ile düzeltilerek onandığı, taraflar karar düzeltme talebinde bulunmadığından 11.07.2018 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmaktadır.
Tutanak tanığı … keşifte; olaya ilişkin düzenledikleri suç tutanağının doğru olduğunu, yaptıkları denetim sırasında işgal ve faydalanmanın devam ettiğini tespit ettiklerini, işgal ve faydalanmanın ne şekilde yapıldığını gördüklerini tutanağa bağladıklarını beyan etmiştir.
Sanık Mahkemede; suça konu yerin dedesinden kalma ve ormanlık alan dışında olduğunu, bu yerin orman sınırları içerisine alındığından haberi olmadığını, haberleri olduktan sonra amcalarının kadastro tespitinin iptali için dava açtıklarını, 548 ve 558 numaralı parselin tapu senedinin fotokopisini sunmak istediğini, suça konu yerin orman olduğunu bilmediğini, suçu kabul etmediğini savunmuştur.
Uyuşmazlık konusunun isabetli bir biçimde çözümlenmesi için “işgal ve faydalanma” suçunun unsurlarının incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
Anayasa’nın “Ormanların korunması ve geliştirilmesi” başlıklı 169. maddesi;
“Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.”,
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları;
“Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır…
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir.”,
5728 sayılı Kanun’la değişik 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 93. maddesinin uyuşmazlık konusu ile ilgili ilk üç fıkrası;
“Bu Kanunun 17’nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, 91’inci madde hükümleri saklı kalmak üzere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
İşgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Bu maddede tanımlanan suçların konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanununun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir. Müsadere olunan mahsuller satılarak bedeli Orman Genel Müdürlüğünce irad kaydolunur. Müsadere olunan tesisler ise Orman Genel Müdürlüğünce aynen muhafaza edilebileceği gibi ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık veya diğer kamu hizmetlerinde kullanılabilir. Aksi takdirde ilgili orman idaresince, yıkılmak suretiyle karar infaz olunur. İdarenin bu husustaki talebi halinde genel zabıta kuvvetleri idareye yardım etmekle mükelleftir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
6831 sayılı Kanun’un ikinci faslının “Ormanların Muhafazası” başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 17. maddenin 1. fıkrasına göre; her çeşit bina, ağıl inşası, hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi, orman içinde yerleşilmesi yasaklanmıştır. Aynı Kanun’un 17. maddenin 2. fıkrasında ise; Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı ve buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulacağı hüküm altına alınmıştır.
Orman hukuku mevzuatı gereğince orman alanlarına her türlü müdahale yasaklanmıştır. Orman örtüsünün tahrip edilmesi veya herhangi bir orman örtüsü tahrip edilmeksizin dahi olsa orman alanlarının farklı amaçlarla kullanımı işgal ve faydalanma suçunu oluşturur.
İşgal ve faydalanma suçunun oluşması için 6831 sayılı Kanun’da yasaklanan eylemlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu sebeple işgal ve faydalanma suçu seçimlik hareketli bir suçtur.
Anılan Kanun ile yasaklanan eylemler;
1- Orman içerisinde her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, önceden mevcut olanların kullanılması,
2- Orman boşluğunun sürülüp, ekilmesi veya evvelce açılmış olan (kendisi veya başkası tarafından açılmış olan) yerlerin kullanılması, işlenilmesi,
3- Orman içine yerleşilmesi (mağaralarda, kaya altlarında, ağaç kovuklarında yerleşmek, uzun süreli çadır kurmak)
4- Orman içinde yol yapılması, kanal açılması veya su isale hattı geçirilmesi, boru döşenmesi, elektrik veya telefon hattı gibi üst hatların geçirilmesi,
5- Orman arazisinin duvar, çit, tel örgü vb. ile çevrilerek sahiplenilmesi,
6- Ormanlık alana devamlılık arz eder şekilde çöp, atık, posa, hafriyat ve benzeri kirletici şeylerin dökülmesi,
7- İzne tabi işlerin izinsiz yapılması,
Şeklinde sayılabilir.
İşgal ve faydalanma suçu temadi eden suçlardandır. Örneğin orman arazisinde herhangi bir yapı inşa edilmiş ise söz konusu yapı, kişiler tarafından kullanılmaya devam edildiği sürece işgal ve faydalanma olgusu devam edecektir. Bu sebeple işgal suçları temadi eden suçlardan olduğu için işgalin tutanakla tespit edildiği tarihte işgale son verilmiş ise suç tarihi tutanak tarihidir. İlk işgalin gerçekleştiği tarihin suç tarihinin belirlenmesi açısından bu anlamda bir önemi bulunmamakta olup önemli olan işgalin tespit edildiği son tarihtir.
İşgal ve faydalanma suçu ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Cezalandırmak için genel kasıt yeterlidir. Özel kasıt aranmaz.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 93. maddesinin ikinci fıkrasında ise işgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi hâlinde 6831 sayılı Kanun’un 93/1. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza, aynı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca bir kat artırılacaktır. Cezanın artırılabilmesi için ikinci fıkrada belirtilen üç unsurdan bir veya bir kaçının varlığı yeterlidir. Birden çok sebebin birleşmesi hâlinde her sebep için ayrı artırım yapılamaz. Ceza ancak bir sefer artırılabilir ise de temel ceza belirlenirken bu husus dikkate alınabilecektir.
Maddede belirtilen yeniden tarla açma tabiri, bir başka deyişle tarlanın yeni açılması, orman ağaç ve ağaççıklarının kesilmesi veya diri orman örtüsünün tahrip edilmesi sonucu ormanın işgal edilmesi anlamına gelir. Ancak bu eylemler toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacı ile gerçekleştirilmelidir. Toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacını taşımayan başka türlü yararlanmaları amaçlayan eylemler ise Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalır.
Yeniden tarla açmak suretiyle işgal ve faydalanma suçunda aranan toprağın verim gücünden yararlanmak amacıyla ağaç kesilmesi veya örtü tahribi koşulları suçun yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi durumunda aranmamaktadır.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise suçun konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanunu’nun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Yalova ili, Altınova ilçesi, … Beldesi, Sivritepe mevkisi, 47 numaralı bölmede orman muhafaza memurlarınca yapılan kontrolde toplam 33 adet ve 3.545 metreküp kestane, gürgen ve meşe cinsi ağaçların 2013 yılı Temmuz-Ağustos aylarında motorlu testere ile kesilerek ve köklerinden sökülerek 1.599 metrekarelik ormanlık alanda sanık tarafından açma yapıldığı anlaşılan olayda;
Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişisi raporunda; suça konu yerin 1991 yılında ilan edilen 6831 sayılı Kanun’un 3303 sayılı Kanun ile değişik 1 ve 2/B uygulama çalışmalarında Devlet ormanı içerisinde kaldığının, suça konu yerin 6831 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunun, açma yapılan yerde 2013 yılı Temmuz-Ağustos aylarında motorlu testere ile 33 adet ağaç kesildiğinin belirtilmesi, suça konu yerde yapılan incelemede tasarruf edilen saha üzerindeki hâkim bitki örtüsü ve toprağın yapısından o yerin orman olduğunun ilk bakışta anlaşılabilir olması, Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışmalar sırasında tanzim edilen tutanaklarda … Beldesinde 1948 yılında orman tahdit çalışmaları yapılarak kesinleştiğinin, 1971 yılında ise arazi tapulamasının yapıldığının belirtilmesi ve bu çalışmalar sonucunda 548, 549 ve 558 numaralı parsellerin bir kısmının orman sınırı dışına çıkartılmasına ilişkin verilen kararın 01.02.2013 tarihinde ilan edilmesi üzerine sanığın babası olan … tarafından 2/B çalışmaları sonucu verilen komisyon kararına ve orman kadastro tespitine 27.02.2013 tarihinde itiraz edilmesi, davanın görüldüğü Yalova Kadastro Mahkemesince, sanığın babası ve diğer şahıslar adına 08.02.2012 tarihinde intikal eden ve tapuda meyve bahçesi olarak gözüken 548 numaralı parsel ile tarla olarak gözüken 558 numaralı parseller üzerine 26.04.2013 tarih ve 1508 sayı ile ihtiyati tedbir niteliğinde şerh düşülmesi, sanığın babasının orman kadastro komisyonu kararlarına karşı 27.02.2013 tarihinde dava açmasına ve mahkeme tarafından da tapuya 26.04.2013 tarihinde şerh düşülmesine rağmen sanığın savunmasının aksine suça konu yerin orman sınırları içerisinde olduğunu öğrendiği hâlde suç tutanağına ve bilirkişi raporlarına göre 2013 yılı Temmuz-Ağustos aylarında ormanlık alanda ağaç keserek açma yaptığının tespit edilmesi, Yalova Kadastro Mahkemesinin 11.02.2015 tarihli ve 57-34 sayılı kararı ile sanığın babasının itirazının reddine ve suça konu yer dahil olmak üzere orman kadastro komisyonu tarafından belirlenen alanın orman olduğuna ilişkin karar verilmesi ve bu kararın 11.07.2018 tarihinde kesinleşmesi, anılan karara dayanak olan bilirkişi kurulu raporunda da suç yerini de kapsayan alanın orman niteliğinde olduğunun bildirilmesi, orman kadastro komisyonu tarafından 2/B sahası olarak belirlenen alanın suça konu yeri kapsamaması, Anayasa’nın 169. maddesi gereğince ormanların hiçbir suretle daraltılamayacağının belirtilmesi sebebiyle devlet ormanları içinde bulunan taşınmazlar hakkında kişiler adına oluşturulan tapu kayıtlarının geçerli mülkiyet belgesi olmaması ve hukuken bir değer taşımaması, baştan beri yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının mülkiyet hakkını kazandırmaması ve bu kayda itibar edilerek orman olan bir yerin orman sınırları dışına çıkartılamaması, suça konu yerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda ise orman kadastrosunun aleni olması sebebiyle herkesçe bilindiğinin kabul edilmesi, kaldı ki suça konu yerin bulunduğu 548 ve 558 numaralı parsellerin tapuda sanık adına kayıtlı olmayıp sanığın babası ve akrabaları adına, 549 numaralı parselin ise tapuda babası veya kendi adına kayıtlı olmayıp… Granit Mermer isimli sanıkla ilgisiz bir şirket adına kayıtlı olması şeklindeki hususlar bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; sanığın ağaç keserek açma yaptığı yerin orman sayılan yerlerden olduğunu bilmediğine ilişkin savunmasının hayatın olağan akışına uymadığı ve suç kastını ortadan kaldırmadığı anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı işgal ve faydalanma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluştuğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla; haklı bir nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 16.09.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.