YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25565
KARAR NO : 2013/8898
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; mağdure…’ın, sanık ile … ilçesinde asker ziyareti esnasında tanıştığı, sanığın mağdureye “kendilerinin siyasette tanıdıkları olduğunu direkt olarak kendisinin memur olarak atamasını yaptırabileceklerine hatta başka arkadaşları varsa onlara da yardım edebileceklerini, onları da memur yapabileceklerini, onlara da haber vermesini” söylediği, bunun üzerine mağdure… … ve…’ın KPS sınavına girdikleri, 22/09/2008 günü sanığın mağdure…’ı cep telefonundan aradığı, konuşma sırasında …’in sanıktan işe girme konusunda kendisine ve arkadaşları olan diğer mağdureler… ile…’a yardımcı olmasını istediği, 23/09/2008 günü mağdureler ile sanığın buluştukları, sanığın sanki hastanede tanıdığı varmış gibi cep telefonuyla birilerini aradığı, akabinde mağdurelere hastanedeki tanıdığının ameliyatta olduğunu söylediği daha sonra sanığın mağdureleri heyet raporlarını alacakları bahanesiyle hastane veznesine götürdüğü ve görevli olan memura, KPS için sağlık raporu alacaklarını söylediği, görevli memurun, sınavın yeni yapıldığını, sağlık raporlarının daha sonra alınacağını söylediği, bunun üzerine sanığın görevli memurla bir süre tartıştığı, daha sonra dışarı çıktıkları, sanığı mağdurlara, sağlık raporu almak için, “üzerinizde ne kadar para varsa verin, gerekirse üzerini ben tamamlarım, önümüzdeki Cuma günü paranın kalanını getirirsiniz” dediği, …’ın sanığa, 110 TL., …nın 100 TL, …’ın da 50 TL para verdiği, sanığın sağlık raporu alacağı bahanesiyle ayrıldığı, bir süre sonra tekrar geldiği, sağlık raporlarını hazırlattığını, Cuma günü gelip raporları alabileceklerini, rapor ücretinin kalanını da Cuma günü getirip, kendisine vermelerini söylediği, akabinde yürüyerek olay mahallinden ayrıldıkları sırada, olayı fark eden ve sanığı takibe alan, sivil polis memurları tarafından yakalandığı; araştırıldığında, hastanenin bilgisayar kayıtlarında müştekilerin işlemleri için kayıtlarının olmadığı, sanığın hastanede mağdureler adına herhangi bir işlem yapmadığının, tespit edildiği; sanığın bu şekide 5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesinde tarif edilen dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’ün yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “18 gün”, “22 gün”, “18 gün” ve “360 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.