YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19242
KARAR NO : 2013/18827
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehin etmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanıkların katılana ait şirkette değişik pozisyonlarda çalıştıkları, katılan şirketin iç denetim biriminin yaptığı tespit sonucu 2004 – 2005 – 2006 yılları içinde personelleri olan sanıkların müşterilere satışı yapılan ürünlerin bedeli nakit olarak verilmesine rağmen, nakit alınan bu bedellerin kasadan alınarak sanıklar nezdinde alıkonulduğu, bu şekilde nakit ödeme yapan müşterilerin ve katılan şirketin bilgisi dışında sanıkların kendilerine ait ya da başkalarına ait kredi kartları kullanılarak bu ödemelerin pos cihazından geçirdikleri ve nakit paranın kasadan alındığı, müşteriler tarafından ödenen bedellerin katılan şirket tarafından hemen kullanılamadığı, ödemeleri geç tahsil ettiği gibi kredi kartı komisyonu ödemek zorunda kaldığı, bu şekilde sanıkların iş ve hizmet ilişkisi gereği katılan şirketin mallarını korumak ve menfaatini gözetmeleri gerektiği halde buna uymayarak atılı suçu işlediklerinin iddia olunduğu olayda,
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.