YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22050
KARAR NO : 2013/19909
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık … müdafinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir. Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır. Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
… İli Onkoloji Hastanesi karşısında bulunan eczanede kalfa olarak çalışan sanık …’nin, adı geçen hastahanede temizlik işleri yapan ve asgari ücretle çalışan, aldığı ücretle geçimini sağlayamayan başkalarından aldığı yardım ile geçinen ve çevresinde saf olarak bilinen katılan … ile tanışıp arkadaş olduğu, sanık …’ın arkadaşı olan ve oto tamirciliği yapan diğer sanık … ile birlikte katılanın yanına gittiği, burada sanık …’ı… Feneri Derneği’nde çalışan bir kişi olarak tanıtarak kendisine yardım edeceklerini, Akbank ile görüştüklerini, onların da yardım edeceklerini, ancak bankanın yardımı için kimlik fotokopisi ve telefon numarasının gerekli olduğunu söylediği, katılanında buna inanarak istenenleri verdiği, bundan bir müddet sonra da sanıklar … ve…’ın katılanı muhtara götürüp ikametgah belgesi aldıkları, akabinde her üç sanığın birlikte katılanı yanlarına alarak Akbank…şubesine gidip gerçek olmadığı halde katılanın sanık …’ın sahibi olduğu iş yerinde 1345 TL maaş ile çalışan bir kişi olduğunu gösteren belge ve yine sanık …’a ait imza sirkülerini ibraz ettikleri, daha sonra katılanın saflığından, bilgisizliğinden önüne konulan banka belgelerinin içeriğini anlamadan başka bir eczanede kalfa olarak çalışan ve diğer sanıklarla birlikte hareket eden sanık …’in kefil olduğu kredi sözleşmesini imzaladığı, birkaç gün sonra sanık …’ın katılanı bankaya götürerek daha önceden imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında 10.000 TL krediyi çektirdiği, 400TL’ sini katılana vererek kalanını kendisi aldığı, daha sonra 3.500 TL’ sini sanık …’a, 100TL’sini de sanık …’e verdiği kalan parayı kendi menfaatine kullandığı, yine sanıklar … ve…’ın katılanı yanlarına alarak aynı belge örnekleri ile …’tan 4000 TL bireysel kredi çektikleri, akabinde TEB Cetelem Tüketici Finansman A.Ş ‘den de tüketici kredi hesabı açtırıp Delta Bilgisayar Bakım Montaj şirketinden satın alınan bilgisayar için de 990TL kredi kullanıldıklarının iddia edildiği olayda, mahkemenin banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar … ve …’un farklı tarihlerde değişik banka ve kredi kurumlarına başvuru yaparak menfaat temin ettikleri, bu nedenle mağdur sayısınca suç oluşacağı gözetilmeden eylemlerin tek suç olarak kabul edilip zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkemece yasal ve yeterli gerekçe ile hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında, sanık … yönünden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.12.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.