YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/802
KARAR NO : 2013/3166
KARAR TARİHİ : 20.02.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik (değişen vasfıyla özel belgede sahtecilik)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın yakalama emrine istinaden tutuklandığında ve 02.02.2009 tarihli oturumda bildirdiği adres, … mahallesi …no 7… olduğu sanığa 7201 Sayılı kanun 35. maddeye göre yapılan tebligatın bu adrese yapılmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın keşide yeri bulunmaması nedeniyle özel belge niteliğinde olan, ancak bankanın varlığı olma özelliğini koruyan, iğfal kabiliyeti bulunan çek ile katılandan giyim eşyası almak istediği, çekin bankaya gösterilmesi üzerine sahte olduğunun anlaşılması nedeniyle eylemin tamamlanamadığının anlaşılması karşısında sanığın eyleminin sahte özel belge kullanarak dolandırıcılığa teşebbüs oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 Sayılı TCK’nun 53.maddesi 3. fıkrası gereğince c bendi bakımından getirilen kısıtlamanın sanığın kendi alt soyu üzerindeki velayet vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından şartlı salıverme tarihine kadar geçerli olduğu gözetilmeden fıkranın tamamını kapsar şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “TCK’ nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi