YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66303
KARAR NO : 2013/10072
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması ve TCK’nun 157/1.maddesi gereğince uygulama yapılırken hapis cezasının yanında adli para cezası da verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedenleri yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın Elbistan’daki işyerine 16/12/2007 tarihinde gelip kendini Afşin-Kötüre köyünden …. olarak tanıtan sanığın, “25 yıldır Almanya’da bulunduğunu, müştekiye ait Afşin’deki altı katlı inşaata talip olduğunu, Almanya’daki kardeşi Hüseyin’in banka havalesiyle kendisine 70.000 Avro göndereceğini, babasını Gaziantep’e hastaneye götüreceğini, geldiğinde pazarlığı bitirebileceklerini” söylemesi, cep ve işyeri telefonlarını alıp, ertesi gün işyerini telefonla araması ve katılanın eşi tanık … ile konuşması ona kendini Hüseyin olarak tanıtması ve “bankaya eşi adına 70.000 Avro havale çıkarttığını” belirtmesi ve bir süre sonra tekrar arayarak bu kez banka görevlisiymiş gibi konuşup, katılan adına havale geldiğini, ancak bu miktarı hemen ödeyemeyeceklerini, katılanın kimliği ile saat 15.30 gibi bankaya gelmesini bildirmesi, kısa bir süre sonra yine ….’miş gibi tanık … ile konuşup “abim ve babam banka önünde kocanızı bekliyorlar…” deyip tanığın bu mesajları katılana iletmesini sağlaması, katılanın banka önüne gittiğinde buluştuğu sanığın ona “… Babamı acilen hastaneye götürmeliyim, araçta oturuyor, 5-10.000 Avro’ya ihtiyacım var, gelen havaleden kesersin…” demesi ve birlikte katılanın işyerine uğramaları ile katılandan 5.000 Avro alarak haksız yarar sağlaması eyleminin “dolandırıcılık ” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında yukarıda eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nun 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrası (c) bendindeki “velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece, sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği alt soyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 4. bendinin hükümden çıkartılarak yerine “4-Sanığın, TCK’nun 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1. fıkrada yazılı sair haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” paragrafı yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.