Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25629 E. 2013/9141 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25629
KARAR NO : 2013/9141
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık ve katılanın yaklaşık dört yıl kadar birlikte yaşadıkları, katılanın araba alma isteğini erkek arkadaşı olan sanık …’ya açtığı, bu sırada sanığın Mersin ilinde ikinci el araç alım satımı yapan bir galeride çalıştığı, katılanın arkadaşı olan tanık …. ile araba baktığı, beğendikleri bir araçtan sanığa bahsettikleri, ancak sanığın katılandan araba almamasını, aksi halde yanına kendisini görmeye gelmeyeceğini, katılana daha uygun fiyata araba bulabileceğini söylediği, daha sonra galeriye …. …. marka ikinci el bir araç geldiğini söyleyerek katılandan bu aracı almasını istediği, katılanın da ikna olarak sanığa 3.000 TL para havale ettiği, sanığın aracı katılana teslim ettiği, katılanın bir süre bu aracı kullandığı, İngiltere’den parası gelince de sanığın hesabına 15.000 TL para yatırdığı, aralarındaki anlaşmaya göre sanığın bu parayı galeriye verip aracın devrini katılanın üzerine yapacağı, ancak sanığın aracın devir işlemlerinin katılanın üzerine yapılmasının uzun süre alacağını söyleyerek aracın devrini kendi üzerine aldığı, Manavgat’a geldiğinde aracın devrini noterden katılana vereceğini söylediği, katılan ile sanığın bu dönemde de görüşmeye devam ettikleri, son olarak katılanın 2007 yılının Şubat ayında İngiltere’ye gidecek olması nedeni ile aracını arkadaşı …’a emanet etmek istediği, bu nedenle olay tarihinde sanık ile tanık …..’ın katılanı bu araçla Antalya Havalimanına bıraktıkları, daha sonra aracı sanığın alarak Mersin’e döndüğü olayda; taraflar arasındaki ilişkin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA 16/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.