Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/65991 E. 2013/9814 K. 28.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/65991
KARAR NO : 2013/9814
KARAR TARİHİ : 28.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın konfeksiyon emtiası satın aldığı katılana kendisini “… olarak tanıtıp, borcuna mukabil verdiği bonoyu yine “… ismi ile imzalayıp verdikten sonra borcunu ödememesi üzerine yapılan icra takibinde sanığın gerek ev gerekse iş adresine “… ismi ile gönderilen ödeme emri tebligatlarının tanınmadığı şerhi ile bila tebliğ iade edilmesi sonrası, katılan vekilinin sanığın icra takibini boşa çıkarma maksadıyla hareket edip kendilerini zarara uğrattığını iddia ederek suç ihbarında bulunduğu olayda, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; borçlu olarak kendisine tebligat yapılamaması nedeniyle kolluk araştırması yapıldığında sanığın gerçekte adının … olmasına rağmen çevresinde “… olarak tanındığına dair tutanak düzenlenmiş olup, sanık ilk savcılık beyanında suçlamayı reddetse de sonrasında 24/07/2008 tarihli savcılık beyanı ve mahkeme sorgusunda bonodaki imzayı kendisinin attığını ancak bonodaki metin kısmını katılanın yazdığını, katılanın gerçekte isminin… olmadığını bildiğini beyan etmesi karşısında, bonodaki metin kısmının kimin eli ürünü olduğuna dair bilirkişi marifeti ile inceleme yapılması, sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesi bakımından, bono üzerinde keşideci adresi olarak yazılan “… adresinin araştırılarak sanıkla ilgisinini bulunup bulunmadığının tespiti, katılanın yaptığı icra takibine ilişkin dosyanın celp edilip incelenerek sanığın itirazda bulunup bulunmadığı, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılıp tespitinden sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Konfeksiyon işi ile iştigal edip, ifadesi alınırken ekonomik sosyal durumuna ilişkin bilgileri sorulduğunda esnaflık yaptığını beyan eden sanığın işletmesi ve ticari faaliyetlerini hangi şekilde ve kapsamda yürüttüğüne ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan ve karar yerinde suçun vasıflandırılmasına ilişkin gerekçe gösterilmeden, eylemin 5237 sayılı TCK.nun 158/1-h madde ve fıkrasında düzenlenen “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık” suçunu teşkil ettiği kabulü ile hüküm kurulması,
3)Kabule göre de; hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.