YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19072
KARAR NO : 2013/19184
KARAR TARİHİ : 04.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kamu davasına katılma istemi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyen şikayetçi kurum vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 260. maddesi uyarınca hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek, aynı Kanun’un 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıklar …, …, …,… ve …’in Şanlıurfa… Tıp Merkezi’nde kadın doğum uzmanı olarak görev yaptıkları, diğer sanık …’in ise tıp merkezinin mesul müdürü ve başhekimi olduğu, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2005/66 sayılı genelgesi kapsamına giren… Tıp Merkezi’nde sadece normal doğum yapılabileceği, sezeryan ameliyatı yapılmasının yasak olduğu, ancak Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğin 29. maddesine göre bu tür sağlık kuruluşlarında acil durumlarda sezeryan ameliyatının yapılabilmesinin mümkün olduğu, sanıkların da 01/08/2005 ve 30/12/2005 tarihleri arasında 245 adet, 01/01/2006 ile 31/10/2006 tarihleri arasında 399 adet sezeryan ameliyatı yaptıkları ve bunları acilmiş gibi göstererek anılan yönetmelik kapsamında yasal bir uygulamaymış gibi göstermeye çalıştıkarı, bu nedenle söz konusu tıp merkezinin 2005-2006 yılları arasında sezeryan doğum ücreti ile müdahaleli doğum ücreti arasındaki farktan kaynaklanan toplam 68.636,22 TL haksız kazanç sağladığı ve sanıkların bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda; mahkemenin beraat kararına dayanak gösterdiği bilirkişi raporunun sanıklardan …’nin hatalı sezeryan ameliyatı nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında alınması ve raporun sadece 41 adet hasta dosyası incelenerek hazırlanması karşısında, 01/08/2005 ve 30/12/2005 tarihleri arasında 245 adet, 01/01/2006 ile 31/10/2006 tarihleri arasında 399 adet sezeryan ameliyatına ilişkin… Tıp Merkezi’ndeki tüm kayıt ve belgeler getirtilip, söz konusu sezeryan ameliyatlarının acil olup olmadığı hususunda konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor aldırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 04.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.