YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1088
KARAR NO : 2013/15131
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… ilçesinde bulunan …’da faaliyet gösteren … saatçilik isimli iş yerinde çalışan şikayetçi …’ın, yedi adet saati bırakıldığı yerden alarak iş yerine götürdüğü esnada, sanığın şikayetçinin yanına yaklaşarak daha önceden tanışıyormuş gibi davranıp güven telkin ettikten sonra, fakirlere hayır için para dağıtacağını, bu paraları dağıtması için kendisine vereceğini söylediği, şikayetçinin bu teklifi kabul etmesi sonucu, sanığın parayı alacağını söylediği … isimli yere gittikleri, burada sanığın, üst kata çıkıp para aldıktan sonra geri dönmek üzere şikayetçinin yanından ayrıldığı, bir süre sonra geri dönüp şikayetçinin güvenini kazanmak amacı ile parayı alacağı arkadaşlarının namazdan çıkmadıklarını, saatlerden birini arkadaşlarına göstermek istediğini, daha sonra parayı da alarak saatle birlikte getireceğini söylemesi üzerine, şikayetçinin 32.000 TL değerindeki saati sanığa teslim ettiği, bir süre sanığın dönmesini beklediği halde dönmediği ve saatle birlikte ortadan kaybolduğu şeklindeki olayda, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “7 gün”, “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08/10/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.