Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3921 E. 2013/9132 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3921
KARAR NO : 2013/9132
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Tehdit, Basit Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet-Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında “yaralama” ve “mala zarar verme”; … hakkında “yaralama” suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve uygulama Şekli Hakkındaki Kanununa, 6217 sayılı yargı hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunun 26 maddesiyle eklenen Geçici Madde 2 ile değişik 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre,temyizi mümkün olmadığından katılan …’un bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında “yaralama” suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Sanıkların, katılan …’i Çeltik köyüne geldiğinde vurarak basit şekilde yaraladıkları iddiası ile açılan kamu davasında; mahkemece, bu sanıkların yüklenen suçu işledikleri hususunda her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunamadığı gerekçesi ile beraat kararı vermesine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştr.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ….’un yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında “tehdit” suçundan kurulan mahkumiyet hükümüne yönelik yapılan incelemede;Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin, onun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi, verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Sanığın, Jandarma karakolundaki işlemler sırasında ….. ve …’e “Bu iş burada bitmez, biz dokuz kardeşiz, karakoldan çıkınca görüşürüz. Bacaklarınızı teker teker ayıracağım” demesi şeklinde gerçekleşen olayda tehdit suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.06.2008 tarih, 2008/2-149 2008/163 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere koşullu bir düşme nedenini oluşturan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif koşullarının varlığı halinde, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle 5271 sayılı CMK.nun 231.maddesinin öncelikle tartışılıp anılan madde uygulanmadığı takdirde 5237 Sayılı Yasanın 50/1.fıkrasındaki seçenek yaptırımlara çevrilmesi yönünde karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.