YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23973
KARAR NO : 2013/8165
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’nin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Beyaz eşya ticareti yapan müştekinin eşini 25.08.2006 günü arayan sanık …’in kendisini… olarak tanıtarak telefonla klima sipariş ederek teslim aldıktan sonra parayı ödemeden ortadan kaybolduğu, 03.09.2006 günü bu kez müştekiyi arayan sanık … kendisini… olarak tanıtıp 3 adet klima siparişi vererek tanesi 1.020 TL olmak üzere toplam 3.060 TL karşılığında satışı hususunda anlaştıkları, müştekinin bu durumdan şüphelenerek emniyeti durumdan haberdar etmesi üzerine anlaştıkları şekilde 04.09.2006 günü sanıklar … ve … ile klimaları teslim etmek için buluştukları sırada sanıkların yakalandığının anlaşıldığı olayda, eylemlerinin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu ile sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi uyarınca “suçun işleniş şekli ve özellikleri dikkate alınarak alt sınır aşılıp takdiren ve teşdiden” denilmek suretiyle anılan maddenin kanundaki yaptırımının asgari hadden uzaklaşılarak tayin olunması gerektiği kabul edildiği halde adli para cezasının asgari hadden tayin edilmesi hususu aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık …’nin tutuklu olarak yargılandığı kovuşturma aşamasında sorgusunun müdafi ile birlikte hakları hatırlatılarak asıl mahkemesinde yapıldığı, 14.02.2007 tarihli celsede bir sonraki duruşma günü bildirilerek tahliyesine karar verildiği, sanığın tahliye olduktan sonra mazeret bildirmeksizin duruşmalara katılmadığı, sanık müdafinin davayı takip ettiğinin anlaşılması karşısında savunma hakkının kısıtlandığından söz edilemeyeceği anlaşılmakla bu husustaki tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Sanıklara hükmedilen sonuç cezanınkısa süreli hapis cezası olması karşısında; paraya çevirme istekleri ile ilgili 5237 sayılı TCK’nın 50/1.maddesindeki ölçütler değerlendirilmeden cezanın süresinden söz edilerek yasal olmayan gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi,
2-Sanıklardan …’nın sabıkasız olması, sanık …’in ise sabıkasına konu ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceğinin anlaşılması karşısında hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …, sanıklar … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.