Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/14078 E. 2013/521 K. 17.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14078
KARAR NO : 2013/521
KARAR TARİHİ : 17.01.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suç tarihi sanık tarafından paranın bankadan en son çekildiği 29.12.2005 olması karşısında gerekçeli karar başlığında 31.12.2004 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir bir hata olarak görülüp buna bağlı olarak zamanaşımı nedeniyle düşme isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 01.05.2003 tarihinde Bingöl ilinde meydana gelen ve …-Karakoçan ilçesine bağlı köylerde de etkili olan depremde evi zarar görmediği halde, depremden zarar görmüş gibi Ziraat Bankasında adına açılan hesaba Bayındırlık İl Müdürlüğünce yatırılan 9700 TL parayı almak suretiyle kamu kurumunu dolandırdığının iddia edildiği olayda;deprem nedeniyle Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğünce söz konusu yerleşim yerleri teker teker gezilmek suretiyle hasar tespitinin yapıldığı, tespit sonucu binaların ağır-orta -hafif hasarlı olarak belirlenip askıya çıkartıldığı, hak sahibi olarak ilan edilenlerin gerekli belgeleri sunarak süresi içerisinde müracaatlarının istenildiği, bu tespitlere ilişkin mahalli hak sahipliği inceleme komisyonun oluşturulduğu, komisyonun aldığı karar gereğince hak sahiplerinin 7269 Sayılı Kanunun 29. maddesi gereğince çıkarılan yönetmeliğin 20. maddesine dayanarak yasal süre içinde müracaat edip , tapu kaydı, nüfus cüzdan fotokopisi, emlak beyanı, elektrik su aboneliklerine ilişkin belgeleri sundukları, komisyonca müracaatlar değerlendirilerek hak sahibi görülenlere ev yapımı için Bayındırlık İskan İl Müdürlüğünce gerekli paranın evi yapan müteahhit firma hesabına aktarıldığı, sanığın tek eyleminin inceleme sonucunda komisyonca hak sahibi olduğu açıklanarak müracaatta bulunabileceğinin belirtilmesi üzerine başvuruda bulunmaktan ibaret olduğu, dolandırıcılık suçunu tanımlayan TCK 157. maddesinde belirlenen aldatıcı nitelikte hileli bir davranışının bulunmadığı, bu hali ile suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.01.2013 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy;

Sanık, … İli Karakoçan İlçesi Çelebi Köyünde ikamet etmediği halde; depremden 10-15 yıl önce, terk nedeniyle yıkılmış bulunan evi için ağır hasar talep ve taahhüt formunu doldurup imzalayarak, 2003 yılı depreminden zarar görenlere yapılan konut yardımından yararlanmıştır. Bu husus dosya içeriği ile sübuta ermiş olup bu konuda ihtilaf yoktur. Ancak deprem mahallinin köy ihtiyar heyeti ve hasar tespit komisyonunca gezilip, sanığın zarar görenler listesine eklenmiş olması nazara alınarak suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında verilen beraat kararı Dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Bu gerekçeye dayanan beraat ve onama kararlarına katılmam mümkün değildir.
Çünkü, sanığın eylemi köy ihtiyar heyeti ve zarar tespit komisyonu üyelerinin eylemlerinden bağımsız olarak irdelenmelidir.
Başka bir ifadeyle: Köy ihtiyar heyeti ve komisyon üyelerinin kötü niyetle sanığı korumak için sahte evrak düzenledikleri varsayıldığında onların cezalandırılmış olup olmadıklarına bakılmaksızın eylemi birlikte işleyen sanığın cezalandırılması gerekeceği gibi, adı geçen heyet ve komisyonun iyi niyetle ve hataen sanık lehine rapor tanzim etmeleri halinde de kötü niyetli olan sanığın eylemi cezalandırılmalıdır.
Somut olayda; sanık sahte talep ve taahhüt formu imzalayıp kamu kurumundan peyderpey para almaya devam ettiğinden olayda hile ve kasıt unsuru gerçekleşmiştir. Haksız yere kendisine menfaat sağlarken kamu kurumuna zarar vermek suretiyle dolandırıcılık suçunun diğer unsurlarını da oluşturmuştur. İçerik olarak sahte zarar tutanağı düzenleyen veya düzenlenmesine yardım edenler hakkında soruşturma açılmış ise de; onlar hakkında açılan soruşturmanın sonucu sanığın hukuki durumunu etkilemeyeceğinden o soruşturmanın sonucunu hükümde esas almaya da gerek yoktur. Sanık baştan beri kötü niyetle hareket etmiş, hak etmediği menfaati içerik bakımından sahte olan belgeye dayanarak edinmiştir.
Bu nedenle sanığın kamu kurumunu dolandırmak suçundan cezalandırılması gerekeceğinden, beraat hükmünün bozulması yerine, onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne muhalifim.