YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66946
KARAR NO : 2013/10560
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen ve bu nedenle hakkında kamu davası açılamayan … isimli fail ile birlikte müşteki …’a ait … plaka sayılı aracın satış vekaletini aldıktan sonra müştekiye para ödemeden aracı başka bir şahsa peşin fiyatına satıp dolandırma hususunda fikir birliğine vardıkları, bu çerçevede sanık … ile … isimli şahsın müştekinin satılık olan aracına müşteri olup 23000 TL karşılığında satın almak için anlaştıkları, müştekiden aracın temiz kağıdını ve vekaletnamesini istedikleri, müştekinin de Yenimahalle 2.Noterliğinden vekaletname çıkartıp sanıklar ile buluştuğu, akabinde birlikte bir eve gittikleri, burada sanıkların aracın parasının bankadan geleceğini söyleyerek müştekiyi kandırıp elindeki vekaletnameyi alıp ortadan kayboldukları, bilahare adına vekaletname çıkarılan sanık …’nin kısa bir süre içinde aracın devrini … üzerine yaptığı olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 61/8 maddesine aykırı olarak, sanık hakkında TCK’nın 157.maddesi uyarınca hükmolunan adli para cezasında artırım ve indirimlerin tayin olunan gün adli para cezası üzerinden yapılması gerektiği gözetilmeden, doğrudan adli para cezasına hükmolunması ve hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında sonuç olarak hümolunan adli para cezalarının taksitlendirilmesi ve ödenmeyen adli para cezalarının hapse çevrileceğinin belirtilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin “500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine, ”sanığın, 5237 Sayılı TCK’nın 157. maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL den hesap edilerek sonuç olarak 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek ve yine hüküm fıkrasının ilgili kısmına “5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 06.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.