Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2011/19230 E. 2011/5883 K. 26.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/19230
KARAR NO : 2011/5883
KARAR TARİHİ : 26.12.2011

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 22.04.2011 gün ve 2009/125 Esas, 2011/78 Karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 21.12.2011 Çarşamba saat 13.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 28.12.2011 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;
Adli sicil kaydında herhangi bir sabıkası bulunmayan sanığın, aşamalarda alınan tüm beyanlarında “pişman olduğunu ve vicdan azabı çektiğini” ifade etmesi, mahkemeye karşı zabıtlara geçmiş herhangi bir olumsuz davranışının bulunmaması ve henüz mağdurenin bebeğinin kendisinden olduğu Adli Tıp Kurumu raporu ile açıklığa kavuşmadan önce kollukta ve sorgu hakimi huzurunda alınan beyanlarında ikrarda bulunarak olayın aydınlanmasına yardımcı olduğunun anlaşılması karşısında; “yargılama sürecinde herhangi bir şekilde pişmanlık duyduğuna dair hiç bir beyan ve belirti göstermediği, her ne kadar ikrar düzeyinde beyanları varsa da bunların adli tıp raporlarından mağdurenin kürtaj sırasında alınan örneklerin karşılaştırılmasıyla anlaşılmasından ibaret olduğu ve koşulları oluşmadığı” şeklindeki dosya kapsamına uymayan gerekçelerle TCK.nın 62. maddesinin uygulanmaması,
Sanık hakkında hapis cezasına mahkûmiyetinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK.nın 53/3. maddesine göre 53/1-c madde ve bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri ile ilgili hak yoksunluğun koşullu salıvermeye kadar uygulanacağı, alt soyu haricindekiler yönünden ise bu hak yoksunluğunun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları ve duruşmalı inceleme esnasındaki sözlü savunmaları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

26.12.2011 tarihinde verilen iş bu karar 28.12.2011 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından Güngör Saka hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.