YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8437
KARAR NO : 2013/18899
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, sahtecilik, görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Ortadan kaldırma, mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
…Merkez … Kasabasında ikamet eden ve evli olan sanıklar … ve …’nun, çiftçilikle uğraşmaları ve herhangi bir sosyal güvencelerinin bulunmaması nedeniyle sanık …’in babası …’in 26.03.2004 tarihinde ölümü üzerine kayden …’in kardeşi ve 1972 doğumlu olan, 1973
Yılında öldüğü anlaşılan …’nun açık olan nüfus kayıt bilgilerini kullanarak, ölen …’in Sosyal Güvenlik Kurumu’ndaki haklarından yararlanmak amacıyla fikir ve eylem birliği içerisinde ölü … adına nüfus cüzdanı çıkartmak amacıyla boş olarak düzenledikleri belgeyi muhtar sanık …’ye imzalatıp, bu belgeye …’nun fotoğrafını yapıştırdıktan sonra, …’nun bilgilerini yazıp, 30.03.2004 tarihinde nüfus müdürlüğüne vererek … adına ancak üzerinde …’nun fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını düzenleyip bu belge ile birlikte ölen …’in yaşayan kızıymış gibi müracaat işlemlerini yapmak suretiyle yetim aylığı bağlanmasını sağladıkları, sanıkların bu şekilde 2004 yılından itibaren hak etmedikleri halde her ay PTT kanalıyla yetim aylığını sanık … aracılığı ile sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle aldıkları ve sahte cüzdanın suçun ortaya çıktığı …Nüfus Müdürlüğü’nün 07.04.2008 tarihli ihbarına kadar kullanıldığı, sanık …’nin kendisi için 12 Şubat 2007 tarihinde nüfus cüzdanı talep belgesinde bulunması nedeniyle verdiği fotoğrafla, … adına verilen fotoğrafın aynı olduğunun nüfus müdürlüğü görevlilerince tespit edilmesi üzerine durumun anlaşıldığının iddia edildiği olayda;
1-Katılan … vekilinin, sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan ortadan kaldırma, sanıklar … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Nüfus cüzdanının sahte olarak düzenlenmesi veya kullanılması ile görevi kötüye kullanma suçlarından doğrudan doğruya zarar görmeyen Sosyal Güvenlik Kurumu’nun anılan suçlardan dolayı kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı ve usulsüz verildiğinden dolayı bu suçlara mahsus olmak üzere geçersiz olan katılma kararının belirtilen suçlardan verilen hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden, yine katılan vekilinin 27.10.2009 tarihli oturumda, sanıklar … ve …hakkındaki şikâyetlerinin devam ettiğini, sanık …’nin eyleminin kurumlarıyla bir ilgisinin bulunmadığını belirterek vazgeçme iradesi göstermesi karşısında, şikâyetçi kurum vekilinin bu suçlara yönelik temyiz inceleme isteklerinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Katılan … vekilinin dolandırıcılık, sanıklar müdafiinin dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapmış oldukları temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’nin kendi fotoğrafını taşıyan ancak …’nun kimlik bilgileri yazılı olan sahte nüfus cüzdanı talep belgesini nüfus müdürlüğüne ibraz ederek suça konu sahte nüfus cüzdanını çıkartıp kullandığının iddia ve kabul olunması karşısında, sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 43. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanıklar müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.