YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/68006
KARAR NO : 2013/11564
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, toplu konut idaresinden ev almak isteyen müşteki …’ya … emlakta çalıştığını, toplu konut idaresinden ev almasına yardımcı olabileceğini söylediği, bu amaçla TOKİ’ye para yatırılması gerektiğini belirterek 2006 yılı Ocak ayında müşteki …’dan 10.000 TL para aldığı, fakat daha sonra yapılan araştırmada sanığın parayı harcayarak bankaya yatırmadığının ortaya çıktığı, sanığın bu kez 2006 yılı Şubat ayında müşteki …’nin adına kayıtlı olan gayrimenkulü satmasına yardımcı olacağını söyleyerek alım satım vergisi adı altında 14.000 TL ve belediyeye yatırmak için 2.000 TL olmak üzere toplam 16.000 TL alıp söz konusu işlemleri gerçekleştirmediği, böylelikle sanığın ayrı ayrı zamanlarda ayrı müştekileri hileli söz ve davranışlarla ikna ederek haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, atılı suçların sübut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık müdafiinin 30/03/2009 tarihli savunma dilekçesinde sanık hakkında “tüm indirim nedenlerinin uygulanması” şeklindeki talebinin, 5237 sayılı TCK’nın 62.maddeside kapsadığı halde, bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.