YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/18793
KARAR NO : 2013/1876
KARAR TARİHİ : 04.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın … Köyü …/Ankara’daki adresine daha önce tebligatın yapılamadığı, sanığın adres araştırmasının yapıldığı ve adresinin tespit edilemediği, sanığın kovuşturma aşamasında mahkemeye verdiği adresi olan … Köyü …/Ankara adresinde bulunamaması ve yapılan CMK 106/2.gereğince yapılan ihtarata rağmen adres değişikliğini bildirmemesi nedeni ile sanığın … Köyü …/Ankara adresine Tebligat Kanununun değişiklikten önceki 35/son maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğ edilmesi gerekirken, ulusal bazda yayın yapan gazetelerden birinde ilanen tebligat yapılmasında tebligatın usulsüz olduğu, sanığın 07/06/2010 tarihindeki temyiz talebini öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, yine kasıtlı suçtan üç aydan fazla silinme şartları oluşmamış mahkumiyeti olduğundan hakkında verilen cezanın ertelenmesine karar verilemeyiciği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;mağdurun satılığa çıkardığı evini almak istediğini söyleyen sanığın, birlikte eve baktıktan sonra satın almak istediğini ancak parasının Başbörekçi isimli bir işyerinde olduğunu ve oradan alıp vereceğini söylediği, şehir merkezine geldiklerinde bir şahsa borcu olduğunu, ancak yanında bozuk para olmadığını söyleyerek, müştekiden 75 Euro para aldığı, ödeme yapacağını söyleyerek, müştekinin yanından ayrılıp bir daha dönmediği, bu şekilde sanığın hileli hareketleriyle müştekiyi kandırıp menfaat elde ettiği, anlaşılmakla dolandırıcılık suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
537 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün ise çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.