YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25924
KARAR NO : 2013/10530
KARAR TARİHİ : 05.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanıkların birlikte kendilerince bilinen yöntemle dolandırıcılık yapmaya karar vererek, sanıklardan …’un araba pazarında otosunu satmak üzere bulunan katılanın yanına geldiği, aracı 26500 TL peşin paraya alma konusunda anlaştıkları, birkaç gün sonra sanık …’un katılanı arayarak notere çağırdığı ve katılanın bildirilen notere giderek aracın adına kayıtlı olduğu kişiden almış olduğu vekaletnameye istinaden sanıkların isteği üzerine sanık … adına satış yaptığı, sanıkların aracın parasını peşin ödeyeceklerine ilişkin beyanları karşısında sözleşmenin katılan tarafından imzalandığı, noterde yapılan işlem sonrasında sanıkların evrakları takipçiye götürüp vermeyi önerdikleri ve birlikte yemek yedikleri sırada sanık …’un takipçiden telefon geldiğini söylemesi üzerine önce sanık …’ın ayrılarak gittiği, tekrar geri gelip para lazım olduğunu söylemesi üzerine sanıkların birlikte katılanın yanından ayrılıp ortadan kayboldukları, katılanın sanık …’u telefon ile arayarak parayı istemesi üzerine sanık …’un “ben aranızda kaldım aracın parasını vereceğim” şeklinde cevap verdiği ve bir süre sonra katılanı telefon ile arayarak 3000 TL para ile Isparta’ya gelmesi halinde, arabayı orada teslim edeceklerini söylediği, katılanın arabasını alabilmek amacı ile Isparta’ya gittiği, sanık …’ın orada katılana 21.12.2006 tanzim 30.01.2007 ödeme tarihli 10.000 TL bedelli senedi verdiği, katılanın sanıklara aracı getirmeleri halinde istemiş oldukları 3000 TL parayı ve senedi kendilerine vereceğini söylediği ancak sanıkların aracın devrini vermek amacı ile notere gelmedikleri, 26.02.2007 tarihinde katılanın sanık …’u telefon ile aradığı, sanık …’un aracın Afyon ilinde olduğunu, aracı Antalya’ya getirecek yakıt paralarının olmadığını söylediği, katılanın yakıt parasını verebileceğini beyan etmesi üzerine sanık …’un 27.02.2007 günü katılanı arayıp tarif ettiği yere çağırdığı buluşma yerine geldiğinde sanık …’un emniyet mensuplarını görmesi sonucunda kaçmaya çalıştığı ve kovalamaca sonunda görevliler tarafından yakalandığı anlaşıldığından, sanıkların eylemlerinin 5237 Sayılı TCK’nun 157/1 maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.