Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23853 E. 2013/7125 K. 17.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23853
KARAR NO : 2013/7125
KARAR TARİHİ : 17.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, katılanın uğradığı zararı gidermediği anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılana ait iş yerinin Çankaya Belediyesi imar birimi görevlilerince imara uygun olmadığı gerekçesi ile işlem yapılarak iş yeri ruhsatının iptaline karar verilmesi üzerine katılanın avukatı aracılığı ile idare mahkemesine
dava açtığı, ancak işlemlerin uzun süreceği endişesi ile tanıştığı sanığın bu işi halledeceğini masraf olarak 2000 YTL. istemesi üzerine katılanın sanığa 1500 YTL. verdiği, sanığın katılan ile yapmış olduğu görüşmelerinde kendisinin asayişten sorumlu emniyet müdür yardımcısı … ile Asayiş Şube Müdürü … ’yı tanıdığını, yakın ahbabları olduğunu, bu işi halledeceğini söyleyerek ve bu şahıslarla katılanın yanında telefon görüşmesi yapıyormuş gibi davranarak katılanın işini halletmekte olduğu izlenimini yarattığı ancak zamanla katılanın durumdan şüphelenerek araştırma yaptığında emniyet görevlileri isminin kullanılmakta olduğunu öğrenmesi şeklindeki eyleminde; kimden söz ettiğini katılanın anlayacağı şekilde makamını, rütbesini, unvanını ve lakabını söylediği, kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek kandırması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/2.maddesinde tarif edilen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, katılanla başlangıçta 2000 TL’ye anlaştığı anlaşılmakla TCK’nın 43.maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartları oluşmadığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,yerinde görülmeyen sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.