Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/10021 E. 2021/12550 K. 16.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10021
KARAR NO : 2021/12550
KARAR TARİHİ : 16.12.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bir kısım parseller ile ilgili davaların kısmen kabul kısmen reddine ve bir kısım parseller ile ilgili davaların reddine karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili ile çekişmeli 334 parsel sayılı taşınmazın tespit maliklerinden … mirasçısı olduğunu beyan eden … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … ilçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 332, 333 ve 334 parsel sayılı sırasıyla 30.900, 25.700 ve 96.800 metrekare yüzölçümlü taşınmazlardan, 332 ve 333 parseller Hazine adına; 334 parsel ise … ve müşterekleri adına tespit edildikten sonra, 332 ve 333 parsellerin Hazine adına yapılan tespiti kadastro komisyonunun 12.2.1986 tarihli 26 ve 27 sayılı kararlarıyla iptal edilerek, bu taşınmazların T.Sani 24-27 ve 29 nolu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, ancak tapu kayıtlarının genişlemeye elverişli sınırlar ihtiva ettiği gerekçesiyle, 332 parselin komisyon krokisinde A harfiyle, 333 parselin ise komisyon krokisinde B harfiyle gösterilen sırasıyla 5,300 ve 15,300 metrekarelik bölümlerinin “harman yeri” vasfıyla tescil harici bırakılmasına ve neticeten 332 parselin 25.600, 333 parselin ise 10.400 metrekare yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla ve 1/3 hisselerle tapu kayıt malikleri Molla Mehmet, … ve … adlarına; yine 334 parselin tespitine esas tapu kaydının da genişlemeye elverişli sınırlar ihtiva etmesi sebebiyle tespitteki yüzölçümünün iptaline ve 334 parsel numarası altında yine … ve müşterekleri adına tespitine; bakiye kısmın Hazine’ye ait komşu 344 parsel ile tevhit edilmek suretiyle tespitine karar verilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı …, 332, 333 ve 334 parsel sayılı taşınmazların bir bütün halinde T.Sani 24, 27 ve 29 nolu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını ve kayıt malikinin mirasçılarından bu yeri satın aldığını ileri sürerek; davacı … ve müşterekleri ise, ayrı bir tapu kaydına dayanarak tapudaki hisseleri oranında dava konusu taşınmazların adlarına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece, davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davacı …’nın 332 ve 333 parsellere yönelik davasının kısmen kabulüne, 334 parsele yönelen davasının ise reddine; davacılar … ve müştereklerinin 332, 333 ve 334 parsellere yönelik davalarının reddine; çekişmeli 332 ve 333 parsel sayılı taşınmazların tespitinin iptaline, 332 parselin 30.900,00 metrekare yüzölçümlü olarak; 333 parsel sayılı taşınmazın ise 25.700,00 metrekare yüzölçümlü olarak hükümde gösterilen paylarla … ve müşterekleri adına tesciline; 334 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi 56.772,00 metrekare yüzölçümlü olarak tespit malikleri ve ölenlerin mirasçıları adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ve 334 parselin tespit maliklerinden Seracettin mirasçısı olduğunu beyan eden … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, eldeki davanın; 3402 sayılı Kadastro Kanun’un 30/2. maddesi gereği resen incelemeye tabi bir dava olarak ele alındığı; çekişmeli 332 ve 333 parsel sayılı taşınmazların T.sani 24-27 ve 29 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının kesin hükümle tespit edildiği, ayrıca iş bu dosyada taşınmazlar başında yapılan tüm keşiflerde dayanak 24-27 ve 29 sıralı tapuların bu taşınmazları kapsadığının mahalli bilirkişi ve tanıklarca da teyit edilip teknik bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor ve krokilerde de bu hususun denetime elverişli şekilde gösterildiği; davalı 332 ve 333 parsellere tespit sırasında revizyon gören 24 numaralı tapu kaydının bir cihetinin harman yeri okuması sebebiyle kadastro komisyonunca bu sınırın sabit kabul edilmeyip revizyon gören tapu kapsamına göre değil, miktarına itibar edilmesinin doğru olmadığı; zira 24 numaralı tapunun sınırında okunan harman yeri köy ortak harman yeri değil, Molla Mehmet’in özel harman yeri olduğu hususunun 03.06.1999 tarihli keşif sırasında mahalli bilirkişilerce de detaylı bir şekilde beyan edildiği; bu özel harman yeri 334 parsel olarak ölçülen alan içinde kaldığı; Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 1953/189 Esas sayılı dosyası ile görülen tescil davasında Maliye Hazinesi ve … Köy Tüzel Kişiliği’nin davalı olarak yer alması nedeni ile Mahkemenin verdiği kararın bu davalılar açısından kesin hüküm oluşturduğu; davalı olarak hasım gösterilmiş olan Maliye Hazinesi vekilinin bu dava sırasında taşınmazın “Teşrinisani 301 tarihli 24, 27 ve 29 numaralı tapular içinde kaldığını” dosyaya sunduğu 24.08.1956 tarihli dilekçe ile kabul ettiği; ayrıca (kadastro sırasında) 332 ve 333 parsellerin Hazine adına tespit edilmesine rağmen, daha sonra komisyon kararı ile bu tespitin iptal edilmesine de Hazine’nin itiraz etmediği, buna yönelik dava açmadığı; harman yerinin yukarıda açıklanan niteliği ve konumu gereği parsellere revizyon gören 24, 27 ve 29 sıra numaralı tapu kayıtlarının üç tarafı değişmez sabit sınır, 4. ciheti ise değişmez şahıs arazisi olması sebebiyle miktarına değil sınırına itibar edilip bu parsellerden miktar fazlasının kesilmemesi gerektiği; davacı …’nın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b bendi gereği tapulu taşınmazı tapu dışı yolla satın alma hukuksal sebebine dayanarak dava açtığı; davacının dayandığı bu satın alma olgusunun, kadastro tespiti sırasında ibraz edilen satış sözleşmesine göre 16.08.1965 tarihinde gerçekleşmiş olup çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin ise 08.05.1982 tarihinde yapıldığı; davacının satın aldığı tarihten tespit tarihine kadar taşınmaza malik gibi zilyet olduğu görülmüş ise de tapu maliklerinin, satış yapan kişilerden başka mirasçılarının bulunması sebebiyle 13/B-b bendi gereği davacının tüm taşınmazın mülkiyetini bu madde gereği kazanabilmesi mümkün görülmediği gibi davacının satın aldığı tarihten tespit tarihine kadar bağımsız olarak 20 yıl zilyetlik süresini de doldurmadığı; Teşrinisani 301 tarihli 24, 27 ve 29 sıra numaralı tapuların …’in çocukları olan … , … ve … adına kayıtlı olup 1970 yıllarında yapılan yeni yola kadar zeminde tek parça halinde kullanıldığı; 24 numaralı tapu maliki … 1327 yılında, 27 numaralı tapunun maliki …’in 1315 yılında, 29 numaralı tapunun maliki …’nın 1310 yılında öldüğü; 27 sıralı tapu maliki …’in 1315 senesinde çocuksuz ve dul olarak ölümü ile …’in terekesinin kardeşi …ve eşi … intikal ettiği, 24 sıralı tapu hissesi ile birlikte kardeşi …’den intikal eden hissenin … 1327 tarihinde ölümü ile kendi mirasçılarına intikal ettiği, bu intikal eden mirasçılardan son kişi olan … 1331 tarihinde çocuksuz ölümü ile bu hisselerin Hazineye (Dikili Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/372 Esas) intikal ettiği; ancak davaya konu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan taşınmazların zilyetlik ile iktisabının mümkün olduğu; Maliye Hazinesine intikal eden iş bu hissenin Medeni Kanun’un yürürlükte olduğu 1926 yılından satışın gerçekleştiği 1965 yılına kadar …’ın sonrasında ise tespit gününe kadar ise davacı …’nın zilyetliğinde kaldığı, bu sebeple Maliye Hazinesinin son mirasçı sıfatı ile pay sahibi olduğu taşınmaz hissesinin eklemeli zilyetlik ile …’ya mülkiyeti sağlayacak şekilde satıldığının kabul edilmesi gerektiği, kayıt maliklerinin mirasçılarından …’ın ailenin yaşayan erkek torunu olarak davalı taşınmazları babaları ve amcalarının ölümünden sonra yaklaşık 1910’lu yıllardan 1965 senesine kadar uzun yıllar işlediği yönettiği; ayrıca 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesinde 2012 yılında yapılan değişiklikten önce (ölen kişi adına tapuda kayıtlı ve 20 sene intikal görmeyen tapu sebebiyle) kazanma koşullarının gerçekleşmesi ve dayanak tapunun zilyet ve alıcıya karşı hukuki kıymetini yitirmesi sebebiyle, belirtilen hissenin davacı yararına kazanma koşullarının gerçekleştiği; çekişmeli 334 parselin ise Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 1953/189 Esas sayılı tescil davasının reddi kararına esas haritada “… geçen … ve … palamutlu tarlası olarak gösterildiği; yapılan keşifler sırasında bu taşınmazın … geçen tapunun Teşrinisani 301 tarihli 15 sıra kapsamında kaldığı ittifakla ve komşu parsellere (332 ve 333 parseller) uygulanan 24, 27 ve 29 sıralı tapuların bu kaydı hudut okuması ile taşınmazı kapsadığının sabit olduğunun beyan edildiği gibi gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tarihleri 08.05.1982′ dir. Eldeki davalar ise, kadastro tespit gününden sonra 22.11.1982 tarihli dilekçeyle … ve arkadaşları tarafından, … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp 1982/263 Esas, 1985/91 Karar sayılı görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine gönderilen men’i müdahale davası ile kadastro komisyonunun 1986 tarihli kararından sonra askı ilan süresi içerisinde açılan tespite itiraz davalarıdır.
Mahkemece, eldeki davalar, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi gereği resen incelemeye tabi bir dava olarak ele alınmış ise de, kadastro tespit gününden önce genel mahkemede açılan derdest bir dava söz konusu olmadığına göre, somut olayda re’sen malik tayini gerektirir bir durum söz konusu değildir. Buna göre tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde ve bunlarla bağlı olarak araştırma ve inceleme yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu kapsamda;
1. Davalı … vekilinin temyiz itirazları, 332 ve 333 parsellerden kadastro komisyon kararıyla miktar fazlası olarak harman yeri niteliğiyle tescil harici bırakılan 332 parselin A ve 333 parselin B bölümleri ile vekalet ücretine yönelik olarak ve yine 334 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davacı … tarafından Hazine’ye husumet yöneltilerek açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi isteminden ibaret olup, 332 ve 333 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan temyiz incelemesinde; davacı …, askı ilan süresi içerisinde 17.4.1986 tarihli dava dilekçeleri ile 332 ve 333 parsellere yönelik olarak ve bu parsellerin kadastro komisyon tespit malikleri olan … , … ve … mirasçılarına husumet yönelterek, Kadastro Mahkemesinin 1986/86 ve 1986/87 Esas sayılı dosyalarında, bu taşınmazları 1301 tarih ve 24, 27 ve 29 nolu tapu kayıt maliklerinin bir kısım mirasçıları olan …, … ve … satın aldığı iddiasına dayanarak açıkça 332 ve 333 parsellere yönelik olarak dava açmış olup, kadastro komisyon kararı ile bu parsellerden ifrazen tescil harici olarak bırakılan 332 parselin A ve 333 parselin B bölümlerine yönelik olarak açtığı bir davası bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan iş bu davaların niteliğine göre mahkeme tarafların talep sonucu ile bağlı olup Mahkemece, 332 parselin A ve 333 parselin ise B ile gösterilip kadastro komisyon kararı ile tespit harici bırakılan bölümleri hakkında lehlerine tescil hükmü kurulanlar (pay satın alan davacı ile tespit maliklerinin diğer mirasçıları) tarafından açılan bir dava bulunmadığından, bu bölümlerin kadastro komisyon kararında gösterildiği gibi harman yeri vasfıyla sınırlandırılıp özel siciline tesciline karar verilmesi gerekirken, bunun düşünülmemiş olması ve kendisine husumet yöneltilmeyen davalı … aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; tapu kayıt maliklerinin mirasçılarından … 1331 tarihinde çocuksuz ölümü ile bu hisselerin Hazineye intikal ettiği Mahkemece de doğru olarak tespit edildiği halde, davaya konu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan taşınmazların zilyetlik ile iktisabının mümkün olduğu, Maliye Hazinesine intikal eden iş bu hissenin Medeni Kanun’un yürürlükte olduğu 1926 yılından satışın gerçekleştiği 1965 yılına kadar …’ın sonrasında ise tespit gününe kadar da davacı …’nın zilyetliğinde kaldığı, bu sebeple Maliye Hazinesinin son mirasçı sıfatı ile pay sahibi olduğu taşınmaz hissesinin eklemeli zilyetlik ile …’ya mülkiyeti sağlayacak şekilde satıldığının kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle Hazine’ye ait olması gereken bu payın … adına tesciline karar verilmesi de isabetsizdir. Zira belirtilen … payı 3402 sayılı Kanun’un 18/2. maddesi uyarınca Kanunları gereğince Hazine’ye kalan pay (taşınmaz) olup bu payın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap edilmesi mümkün olmadığından, bu payın Hazine üzerinde bırakılması gerekirken, kanuni düzenlemelere aykırı olacak şekilde … adına tesciline karar verilmesi hatalıdır.
2. Davalı …’nin ve …’nın 334 parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Çekişmeli 334 parsel sayılı taşınmaz, … ve müşterekleri adına kadastro komisyon kararı ile tespit edilmiş olup, tespit malikleri arasında Hazine bulunmamaktadır. Oysaki davacı …, askı ilan süresi içerisinde kadastro komisyon kararında tespit maliki olarak gösterilen kişiler yanında Hazine’ye de husumet yönelterek dava açmıştır. Mahkemece 334 parsel yönünden Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir karar verilmemiş olması isabetsiz olduğu gibi, iş bu parselin eldeki dosyada dava konusu olduğu gözden kaçırılarak tapuya tescil edilmesi sonucunda; tespit ve yolsuz oluşan tapu kaydının maliklerinden olan … oğlu … 26.10.2010 tarihinde vefat etmesi üzerine dosyada bulunan Dikili Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 6.12.2010 tarih ve 2010/564 – 565 Esas, Karar sayılı ilamına göre mirasçı olarak geride eşi … ile … olma oğlu …’ı bıraktığı, bunlardan …’ın ise Dikili Noterliği’nden verilen 18.12.2013 tarih ve 11600 yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre 26.10.2013 tarihinde vefatıyla geriye tek mirasçısı olarak …’yı bıraktığı anlaşılmakta olup, … hissesinin-yolsuz oluşan tapu kaydı nedeniyle 29.7.2011 tarih ve 5394 yevmiye nolu işlem ile … adına kayden intikal gördüğü, yine tespit maliklerinden … hissesinin satış ve birleşme nedeniyle (Hamza … oğlu) … adına kayden intikal gördüğü anlaşılmasına rağmen, … ve … husumet yaygınlaştırılmadan ve davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıdaki bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı … vekili ile …’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden …’ya iadesine, 16.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.