YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14997
KARAR NO : 2021/7423
KARAR TARİHİ : 25.10.2021
MAHKEMESİ :İstanbul 21.Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından talep edilmiş, davacılar vekilince de duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 12.10.2021 Salı günü davacılar vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … geldiler. Davalı … adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili ile davalı … vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; dava dışı … SA şirketi tarafından 21.05.2009 tarihinde İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan alacak davası neticesinde huzurdaki davanın davacılar tarafından 2.804.971,98 TL ödendiğini, İcra Müdürlüğüne ödenen bedelin 1/2’sinin davalı borçlu …’ın sorumluluğunda olması ve …’ın bu ödemeyi yapmaktan kaçınması üzerine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü’nün 2014/18350 Esas sayılı dosyasından … aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu … hakkında yapılan icra takibinin kesinleşmesini müteakip borçlunun yaşadığı tespit edilen evine 01.09.2014 tarihinde hacze gidildiğini yapılan haciz esnasında borçlunun borcunu karşılayacak malı olmadığının tespit edildiğini, İcra Uyap Sistemi üzerinden yapılan sorgulama esnasında borçlu adına kayıtlı … plakalı araç ile … … Mahallesi 1385 parselde bir taşınmaz tespit edilerek kayıtları üzerine haciz konulduğunu, taşınmazın gerçek alıcısı takip borçlusu … olmasına rağmen alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla Nam-ı Müsteaar suretiyle gerçek alıcı gizlenerek alıcının … olarak gösterildiğini ve taşınmazın Tapu Kaydının … adına tescil edilmiş olduğunu, tahsilde tekerrür olmamak ve icra dosya alacağını aşmamak kaydıyla Şişli İlçesi Cumhuriyet Mahallesi 994 ada 28 parsel sayılı … Residence isimli taşınmazın 70 nolu bağımsız bölümüne ilişkin 20.01.2011 tarih 1113 sayılı yevmiye ile … adına yapılan tasarrufun İcra İflas Kanunun 283/1. Maddesi gereğince iptali ile tapu kaydının tashihine mahal olmaksızın İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2014/18350 Esas sayılı dosyası üzerinden cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; dava konusu taşınmazın diğer davalı tarafından evli oldukları sırada banka kredisi ile kendisi tarafından satın alınmış olup, banka borcundan da diğer davalının şahsi mal varlığından ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; iptali istenen tasarruf işleminin borç doğmadan önce gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların taşınmazın satın alındığı tarihte evli olup davalı …’ın başka bir bayanla ilişkisinin öğrenilmesi üzerine sorunlarının olduğu, diğer davalı …’nin gerek bu durum nedeni ile kendisini güvenceye almak, gerekse aylık 30-40.000TL civarındaki harçlığını değerlendirmek üzere dava konusu taşınmazın proje sahibi ile tanışması üzerine bu projeden peşinatsız satın aldığı, dosya içinde mevcut Yapı Kredi Bankası konut kredi sözleşmesi uyarınca ev bedeli 500.000,00 TL nin 60 ay vade 8,64 yıllık faiz ve 7.923,52 aylık ödeme şartıyla bankadan kredi ile ödendiği, davalının bu kredi borcunu ödeyecek maddi gücünün bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, davacı …Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacı … tarafından açılan davanın HMK’nın 114/1-d maddesinde düzenlenen taraf ehliyetine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK’nın 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan nam-ı müstear niteliğindeki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. İptal davasını; elinde geçici veya kati aciz belgesi bulunan alacaklılar ile borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK’nun 245. maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda; dava dışı İntralot Sa isimli yabancı şirket tarafından, dava dışı … Holding A.Ş. ye karşı ilama dayalı olarak, icra takibi yapılmış ve 23/06/2014 tarihinde dosya borcu 2.804.971,98 TL olarak dava dışı … Yatırım Holding A.Ş. tarafından ödenmiştir. …nin ortakları davacı … ve davalı … olup, bu miktarın yarısının rücusuna ilişkin olarak davalı … aleyhine yürütülen icra takibinde (İstanbul 7.İcra Müdürlüğü 2014/18350) alacaklı
olarak … Holding A.Ş. ile birlikte …’ın gösterildiği ve davalı hakkındaki takibin bu şekilde kesinleştiği anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince; davacı … tarafından açılan davanın HMK’nın 114/1-d maddesinde düzenlenen taraf ehliyetine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK’nın 115/2. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Uygulamada borçlunun, gerçekte kendi adına satın almak üzere bedelini ödediği bir taşınmazı (veya bir aracı) alacaklılarından kaçırmak amacı ile yakını (eşi, oğlu vs) adına tescil ettirmiş olması halinde, tasarrufun (hukuki işlem) dışarıdan üçüncü kişiler arasında yapılmış görünmesine rağmen, gerçekte bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış fakat karşılığı borçlunun arkasına gizlendiği kişinin mal varlığına girmiştir. Namı müstear (inançlı işlem) ile gizlenmiş muvazaalı işlemler hakkında iptal davaları açılabileceği Yargıtay uygulamaları ile kararlılık kazanmıştır. (Yargıtay HGK’nin 12.10.2001 gün ve 2001/2-515 E., 605 K sayılı; 17.Hukuk Dairesinin 20.06.2011 gün ve 2010/11090 E.-2011/6367 K. sayılı kararları). Bu tür işlemlerin İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptali istenilerek davacı alacaklının alacağına kavuşması sağlanır.
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince; davalıların taşınmazın satın alındığı tarihte evli olup davalı …’ın başka bir bayanla ilişkisinin öğrenilmesi üzerine sorunlarının olduğu, diğer davalı …’nin gerek bu durum nedeni ile kendisini güvenceye almak gerekse aylık 30-40.000TL civarındaki harçlığını değerlendirmek üzere dava konusu taşınmazın proje sahibi ile tanışması üzerine bu projeden peşinatsız satın aldığı, dosya içinde mevcut Yapı Kredi Bankası konut kredi sözleşmesi uyarınca ev bedeli 500.000TL nin 60 ay vade 8,64 yıllık faiz ve 7.923,52 aylık ödeme şartıyla bankadan kredi ile ödendiği, davalının bu kredi borcunu ödeyecek maddi gücünün bulunduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesince ise; dava konusu taşınmazın 20.01.2011 tarihinde işlemleri davalı borçlu … tarafından yapılarak, davalı … adına çekilen kredi ile satın alındığı, davalı …’ın çalışmadığı, ev hanımı olduğu anlaşılıyor ise de dosya kapsamına göre taşınmazı satın alacak sosyal-ekonomik gücü bulunduğu, satın alma tarihinde davalılar evli olduğundan taşınmazın satın alınması işlemlerinin davalı koca tarafından yapılmasında hayatın olağan akışına bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dosya kapsamına göre, davalı … ev hanımı olup, dava konusu taşınmazın satın alınmasına ilişkin işlemlerin ve ilk peşinat ödemesinin davalı borçlu … tarafından yapıldığı, yine taşınmazın alımı için her ne kadar davalı … tarafından Yapı Kredi Bankası A.Ş.’den 60 ay vadeli 500.000,00 TL kredi kullanılmış ise de; bu kredi sözleşmesine davalı borçlu …’ın da kefil olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu kredi sözleşmesinin aylık kredi taksitlerinin ödemelerinin kim tarafından yapıldığı araştırılmamıştır. Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesince bu kredi sözleşmesi taksitlerinin ödemelerinin her ay kim tarafından yapıldığının araştırılması ve namı müstear durumunun somut olayda buna göre değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ile davalı …’a geri verilmesine, 25/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.