YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67124
KARAR NO : 2013/10674
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Dolandırıcılığa Teşebbüs
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığa 22/04/2009 tarihinde yapılan tebligatın usulüne uygun olmaması nedeni ile temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresine yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın mağdur …’ın … Parfümeri isimli işyerine müşteri olarak gittiği, 160 TL değerinde alışveriş yaptığı, alışveriş karşılığı İsviçre Frangı olduğunu söylediği parayı ona verdiği, mağdurun bu paranın 500 TL değerinde olduğunu sanarak sanığa para üstü olarak 340 TL iade ettiği, ancak mağdurun daha sonra bu paranın 88.5 TL değerinde ve İsveç Kronu olduğunu öğrendiği, sanığın bu iş yerinden çıktıktan sonra bu kez mağdur …’un işlettiği kuruyemiş dükkanına gittiği, ona “İsviçre frangı bozabilirsen alışveriş yapacağım” dediği, 160 TL değerinde alışveriş yaptığı, bu alışveriş karşılığı İsviçre Frangı olduğunu söylediği ancak gerçekte İsveç Kronu olan parayı mağdura verdiği, mağdurun komşu dükkana parayı götürdüğünde paranın sahte olmadığını ama daha değeriz bir döviz olduğunu öğrendiği, bu eylem nedeni ile sanığın menfaat temin edemediği olayda; mağdur …’a yönelik eylemin “dolandırıcılık”; mağdur …’e yönelik eylemin “dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 157.maddesinde hapis ve adli para cezaları birlikte öngörüldüğü halde sadece hapis cezasına hükmolunması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
1-Mağdur …’a yönelik “dolandırıcılığa teşebbüs” suçu nedeni ile kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Mağdur …’a yönelik “dolandırıcılık” suçu nedeni ile kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığın tüm aşamalarda mağdurun zararını giderdiğini belirtmesi karşısında TCK’nun 168.maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp değerlendirilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/06/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.