YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20670
KARAR NO : 2013/18821
KARAR TARİHİ : 02.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, yolda yürümekte olan şikayetçiye, tanıtım ve pazarlama işi yaptığını, broşür dağıtması karşılığında, kendisine ücretsiz internet paketi verileceğini söyleyerek şikayetçiyi ikna ettiği ve şikayetçi ile birlikte bir bina içerisine girdiği, şikayetçinin alt katta beklediği sırada, kendisinin de bir işyerine gidiyormuş gibi yapıp üst kata çıkıp indiği ve daha sonra “broşürleri hazırlayın” diye üst kata doğru bağırdığı, şikayetçiye de, üst kata asansörle çıkıp broşürleri ve giyeceği elbiseleri almasını, asansörün elektronik aletlerden etkilenmesi nedeniyle, elindeki eşyaları açık olan pasta kutusuna bırakmasını, kendisinin eşyaların yanında olacağını söylediği, şikayetçinin de, eşyalarını bırakarak üst kata çıktığı, indiğinde eşyaların yerinde olmadığını ve sanığın da ortadan kaybolduğunu gördüğü, şikayetçinin sanığı teşhis ettiği, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenmesi ve kabule göre de, temel cezanın 10 gün olarak belirlenmesinden sonra TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 indirim yapılırken hesap hatası sonucu 8 gün karşılığı 160 TL yerine 6 gün karşılığı 120 gün adli para cezasına hükmedilerek sonuç olarak fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”10 gün”, ”6 gün” ve ”120 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ”, ” 4 gün ”, ” 80 TL ” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.