YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19724
KARAR NO : 2013/18945
KARAR TARİHİ : 03.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Makûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın katılana ait işyerinde yetkili olarak çalıştığı, para tahsil edip ödemeler ile ilgili harcama yetkisinin de bulunduğu, prim, senet, bordro vb.ödemelerin sanık tarafından takip edildiği, bu şekilde şirket ile aralarında bir iş ilişkisinin olduğu, 2006 ve öncesi yıllar itibariyle sorumlusu olduğu yazıhanenin kira giderleri, SSK primleri, MTV vb. ödemeleri yapmakla yükümlü olduğu halde bu ödemeleri yapmayarak bedellerini üzerine geçirdiği, bu suretle hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmış olup mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın eylemleri nedeniyle zincirleme suç hükümleri uyarınca cezalandırılması gerektiği halde yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşankanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak,
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının ertelendiğinin anlaşılması karşısında TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrasının uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 6 gün” “5 gün” ve “100 TL”adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle, yine hüküm fıkrasından sanık hakkında TCK’nun 53 maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkartılması suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.