YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9932
KARAR NO : 2013/17696
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-g maddesinde suçun; “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle” işlenmesi nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için, basın ve yayın araçlarının dolandırıcılık suçunun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlamış olması gerekir. Failin, yarar sağlamak için gerçek olmayan bir durumu basın organında haber ya da reklam olarak yayınlatması ve bunu mağduru aldatmada kullanması halinde basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmiş olacaktır. Bu manada gazeteler ve televizyonlar gibi görsel ve yazılı basın ve yayın araçlarının sağladığı ilân, program, haber içerikleri vb. suça konu edilebilmekte, kişiler kolaylıkla aldatabilmektedirler. Gazeteye verilen ilanın sadece sanığa ulaşılmasına yardımcı olduğu, şikâyetçinin aldanmasında ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde kolaylık sağlamadığı takdirde TCK’nın 158/1–g
maddesinin varlığından söz edilemez. Yine şikâyetçinin basit bir araştırmayla gerçeği öğrenebileceği durumda, dolandırıcılığın nitelikli halinden bahsedilemez. Gazetede münhasıran ilan verilmesi yeterli olmayıp, ilanında hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde tarafların aldatılmasında etkisinin bulunması gerekir. Gazetede sahibinden satılık eşya ilanında, eşya tanıtılmadan soyut bir bilgilendirme üzerine verilen telefondan yapılan arama ile gelişen aldatmada, gazeteye verilen ilanın failin sadece şikayetçiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı hallerde, “basit dolandırıcılık”, ilanda eşya gerçeğine aykırı olarak tanımlanıp, orjinalinden daha ucuza gösteriliyorsa, teşhir ve gösterim üzerine mağdur yanıltılmışsa nitelikli dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Katılan …’ın Tüketici gazetesinde gördüğü satılık otomobil ilanı üzerine sanıkla telefonda irtibat kurup sanığın talebi doğrultusunda… Bankası Sanayi Şubesindeki hesaba kaparo olarak banka havalesi yoluyla gönderdiği 500 TL paranın sanık tarafından 05.06.2007 tarihinde bankadan çekildiği, ancak katılanın daha sonra sanığa ulaşamadığı, sanığın, Tüketici gazetesinin 05.06.2008 sayılı nüshasında satılık tabanca ilanı vermesi üzerine katılan …’ın, sanığın ilanda belirttiği telefon numarasını arayarak sanık ile görüştükten sonra …şubesindeki hesaba kaparo olarak gönderdiği 200 TL paranın sanık tarafından çekildiği, ancak katılanın sanığa daha sonra ulaşamadığı, katılan …’ın da aynı gazetedeki satılık otomobil ilanı üzerine sanık ile telefon ile görüşüp sanığın talebi doğrultusunda aynı hesaba kaparo olarak yatırdığı 500 TL paranın sanık tarafından bankamatik kartıyla çekildiği, aynı şekilde sanığın … gazetesine verdiği satılık otomobil ilanını okuyan müşteki …’ un, sanığa ait ilandaki telefon numarasını arayarak irtibat kurup, sanığın tamir masrafı olarak kendisinden talep ettiği 350 TL parayı banka havalesi ile sanığa gönderdiği, sanığın … Gazetesine satılık otomobil ilanı vererek kendisini telefonla arayan şikayetçi …’e, kendisini Balıkesir’de görevli kalp doktoru olarak tanıtıp, … hesabına kaparo olarak yatırmasını istediği 200 TL paranın şikayetçi tarafından 25.03.2010 tarihinde yatırıldığı, aracı görmek üzere sanığın görev yaptığını zannettiği Balıkesir iline giden şikayetçinin sanığa ulaşamadığı, bu şekilde sanığın gazetelere ilan vermek suretiyle şikayetçi ve katılanların kendisini aramasını sağladıktan sonra kaparo olarak paraları havale yoluyla aldıktan sonra bir daha kendisine ulaşılamadığının iddia edildiği olayda;
5237 sayılı TCK’nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesi gerektiği gözetilmeden sanığın, şikayetçi …’un zararını ödediğini iddia ettiğine ilişkin beyanının aksinin ispatlanamadığından bahisle zararı kovuşturma evresinde
giderdiğinin kabulü ile cezasından 5237 sayılı kanunun 168/2 maddesi uyarınca indirim yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın gazetelere verdiği ilanların sadece katılanlara ulaşmasına yardımcı olduğu, katılanlara yönelik hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde ve bu şekilde aldatılmalarında bir kolaylık sağlamadığı dikkate alındığında; sanığın eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, delillerin taktir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmek suretiyle “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunun kabulü ile TCK’nın 158/1-g maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.