Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/20549 E. 2013/17685 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/20549
KARAR NO : 2013/17685
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanıkların, çocukları olan …’ın, özürlü olmadığı halde, hakkında yüzde seksen özürlü olduğunu gösteren; ancak kriminal polis laboratuvarı incelemesi neticesinde sahte ve iğfal kabiliyetini haiz olduğu tespit edilen, … Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlendiği gözüken 12.03.2009 tarihli sağlık
kurulu raporu ile 2022 sayılı kanun kapsamında özürlü aylığı almak amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunmaları üzerine, ibraz edilen sağlık kurulu raporuna istinaden sanıklara, 01/04/2009 ile 30/11/2010 tarihleri arasında toplam 3856,83 TL özürlü aylığının ödendiği, ayrıca sanıkların, sahte olan sağlık kurulu raporuyla … Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne, 24.12.2009 tarihinde müracaatta bulunarak özürlü bakım hizmetinden yararlanma talebinde bulunmaları üzerine; başvuru belgeleri içerisinde yer alan söz konusu sağlık kurulu raporunun orjinal olmadığı değerlendirilerek başvurunun reddedildiğinin iddia edildiği olayda; 2022 sayılı 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz türk vatandaşlarına aylık bağlanması hakkında kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliğin 10. maddesinde; özürlü aylığının bağlanasına ilişkin şartların gösterildiği, çalışma güçlerini %70 ve üzerinde kaybedenlerin başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü kabul edildiği, 2022 sayılı kanunun ek 1.maddesinde de, başkalarının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek derecede özürlü olanlara aynı kanunun 1. maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %300’ü tutarında aylık bağlanacağının düzenlendiği, … Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 14.07.2011 tarihli sağlık kurulu raporunda; …’ın, özür durumunun yüzde 70 olduğunun, … Devlet Hastanesinden alınan 05.04.2012 tarihli sağlık kurulu raporunda; özür durumunun tüm vücut fonksiyon kaybında yüzde yetmiş altı olduğunun belirlenmiş olduğunun anlaşılması karşısında; 2022 sayılı kanun ve bu kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümleri çerçevesinde; …’ın, sağlık kurulu raporlarıyla belirlenen özür durumuna göre; özürlü aylığını hak ettiği, katılan kurum tarafından sanıklara ödenen paranın kanun ve yönetmelik hükümlerine göre hukuka aykırı bulunmadığı, böylelikle; somut olayda katılan kurumunun herhangi bir zararının da söz konusu olmayacağı dikkate alındığında; beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.