Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67970 E. 2013/11543 K. 20.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67970
KARAR NO : 2013/11543
KARAR TARİHİ : 20.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan müştekinin 18.11.2008 tarihli oturumda şikayetçi olduğu ve sanıkların cezalandırılmasını isteği yönündeki beyanları dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın 237/2 ve 238.maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilip, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’in Üsküdar … mahallesi Hakimiyeti Milliye caddesi No…. Üsküdar adresindeki adına kayıtlı 56 kapı nolu dükkanı 13.12.2001 tarihinde … isimli şahsa satmasına rağmen, oğlu olan diğer sanık … ile birlikte şikayetçi … …’a 01.12.2005 tarihli sözleşme ile kiraya verip, kira alacağını tahsil etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilmiş ise de; sanık … ile … arasında alacak borç ilişkisi nedeniyle inanç sözleşmesi yapıldığı, buna göre suça konu taşınmazın da aralarında olduğu 5 adet dükkanın bu sözleşmeye istinaden teminat olarak … adına tapuya intikal ettirildiği, daha sonra tarafların 06.08.2002 tarihinde yeni bir protokol düzenlenerek önceki sözleşme ve içeriğinin ortadan kaldırdığı, taraflar arasında bu sözleşmelerden kaynaklanan ve hukuk mahkemelerinde görülen mülkiyet ve alacak davaları bulunduğu, sanıkların dolandırıcılık kastı ile hareket ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki mahiyette olduğu anlaşılmakla, sanıklar hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.