Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/6238 E. 2022/2 K. 05.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6238
KARAR NO : 2022/2
KARAR TARİHİ : 05.01.2022

MAHKEMESi :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Tüketici Mahkemesince verilen yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın HMK’nın 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve diğer tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği müzakere edilip düşünüldü.
Dava, davacının davalı sigortacı nezdindeki iki ayrı sigorta poliçesine istinaden ödemiş olduğu primlerin tümüyle iadesi yolunda ayrı ayrı yapmış olduğu başvuruların kısmen kabulüne yönelik Tüketici Hakem Heyeti kararlarının iptali istemine ilişkin ise de dava dilekçesinde, bu yöndeki istemin kabul edilmemesi halinde iki ayrı poliçeye dayalı rizikonun gerçekleşmiş olması nedeniyle hesap edilecek sigorta tazminatının ödenmesi talep edilmiştir.
Davanın görüldüğü Mersin 1. Tüketici Mahkemesi’nce yukarda tarih ve numarası verilen karar ile dava, münhasıran 6502 sayılı Kanun’un 70. maddesi kapsamında bir itiraz davası olarak nitelenmiş ve fakat davacının dayandığı iki ayrı poliçeden ötürü gerçekleşen rizikoya bağlı olarak toplam 5.001.-TL sigorta tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle Mezitli Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen 24.10.2018 tarihli iki ayrı kararın değiştirilerek onanmasına, 5.001.-TL’nin “dava tarihinden itibaren”davalı sigortacıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı yararına 750,15 TL vekalet ücreti tayin ve takdirine kesin olarak karar verilmiştir.
Bu karar aleyhine, T.C. Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuş olup başvuru yazısında, davacının sigorta tazminatının ödenmesine ilişkin talebi bakımından 6502 sayılı Kanun’un 68. maddesinde öngörülen düzenlemeye aykırı olarak Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurmadan işbu davayı açtığı, bu itibarla mezkur talebe ilişkin davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, öte yandan mahkemenin davayı kabul ve nitelemesine göre hesaplanan vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne uygun olmadığı ileri sürülmüştür.
Başvuruya ekli olarak gönderilen dava dosyası kapsamında yapılan incelemede, dava dilekçesine ekli olarak sunulan Mezitli İlçe Tüketici Hakem Heyeti 24.10.2018 tarih ve 074420180002021 sayılı kararı ile 24.10.2018 tarih ve 074420180002023 sayılı kararlarından, sırasıyla, davacı/başvurucunun gelir güvencesi sigorta poliçesi ile kredi kartı işsizlik sigorta poliçesinin iptalini ve her iki poliçe için sigortacıya yapmış olduğu tüm ödemelerin iade edilmesine karar verilmesini ayrı ayrı talep ettiği, Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen kararlar ile poliçelerin ayrı ayrı iptali ile davacı/başvurucu tarafından yapılan bir kısım prim ödemesinin iadesine karar verildiği, davacının bunun üzerine her iki karara da itiraz ederek eldeki davayı açtığı ve yukarda belirtilen şekilde primlerin tümüyle iadesi yahut sigorta tazminatının ödenmesi yolunda istemlerde bulunduğu, mahkemece Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen her iki karara yönelik itirazın kabulüyle kararların değiştirilerek onanmasına karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından anlaşılan bu hususlar gözetildiğinde, öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının Tüketici Hakem Heyetine yapmış olduğu iki ayrı başvuruda da mezkur poliçelere dayalı iptal ve prim iadesi isteminde bulunduğu, poliçelere dayalı tazminat isteminde bulunmadığı, bu yönde istemde bulunduğunu gösterir bir bilgi-belge olmadığı sabittir. Mezitli Tüketici Hakem Heyetince de sigorta tazminatına ilişkin bir karar verilmediği ortadadır. Davacının eldeki davada ise HMK’nın 111. maddesi kapsamında terditli istemlerde bulunduğu, öncelikle Tüketici Hakem Heyetince prim iadeleri bakımından verilen kararlara itiraz ettiği, bu istem kabul edilmez ise koşulları gerçekleşmiş olmakla poliçelere dayalı olarak sigorta tazminatının hesaplanarak davalıdan tahsili isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemenin eldeki davayı, davacının terditli istemde bulunduğunu gözden kaçırmak suretiyle, münhasıran, Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen kararlara itiraz davası olarak nitelendirmesi, 6502 sayılı Kanun’un 70. maddesine açıkça aykırı olmuştur. Hal böyle olmakla, mahkemece, bir yandan Tüketici Hakem Heyeti tarafından verilen kararlara vaki itirazın yerinde olduğuna değinmek ve fakat davacının ikincil nitelikteki istemine ilişkin sigorta tazminatı bakımından HMK’nın 111/2. maddesinde öngörülen düzenlemeye aykırı ve kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı olduğu gibi, davacının sigorta tazminatının ödenmesine ilişkin talebinin dava tarihi itibariyle niceliği bakımından, 6502 sayılı Kanun’un 68/1. maddesinde öngörüldüğü şekilde, öncelikle Tüketici Hakem Heyetine başvuruda bulunmasının zorunlu ve bunun bir dava şartı olduğu gözden kaçırılarak hüküm kurulması da hukuka aykırıdır.
Öte yandan, kabule göre, mahkemece karar tarihi itibariyle uygulanması gereken 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi uyarınca, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin Tüketici Mahkemeleri için öngörülen maktu vekalet ücreti altında kalmamak kaydıyla hükmedilen tutar üzerinden nisbi olarak belirlenmesi gerekirken, Tarife’nin 3/1. maddesine aykırı düşecek biçimde ve gerekçesi de açıklanmaksızın 750,15 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de hukuka aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Adalet Bakanlığı’nın 6100 sayılı HMK’nın 363. maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile sonuca etkili olmamak üzere yerel mahkemece verilen hükmün BOZULMASINA, gereğinin yapılması için karar örneğinin ve dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 05.01.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.